Kategoriler
- Ağız ve Diş Sağlığı
- Alternatif Tedavi
- Anne Çocuk
- Astroloji
- Bağımlılıklar
- Bebek ve Çocuk
- Beslenme
- Bulaşıcı Hastalıklar
- Cilt Hastalıkları
- Cilt Sağlığı
- Cilt Sorunları
- Cinsel Sağlık
- Cinsel Yaşam
- Çocuk Sağlığı
- Dahiliye
- Diş Sağlığı
- Diyetler
- Düsük
- Egzersiz
- Erkek İsimleri
- Erkek Sağlığı
- Estetik
- Evlilik
- Fizik Tedavi
- Galeri
- Gebelik
- Gebelik ve Cinsellik
- Genel
- Genel Bilgiler
- Genel ve Estetik Cerrahi
- Göğüs Hastalıkları
- Göz Hastalıkları
- Güzellik
- Hafta Hafta Gebelik (Hamilelik)
- Hamilelik-Gebelik
- Hastalıklar
- İlk Yardım
- Kadın
- Kadın Sağlığı
- Kanser
- Kategorilenmemiş
- Kulak Burun Boğaz
- Ortopedi
- Psikolojik Sağlık
- Ruh Sağlığı
- Sağlık
- Saglık Haberleri
- Sağlık Konuları
- Saglık Makaleleri
- Sağlıklı Yaşam
- Sağlıklı Yaşam
- Sağlıklı Yemekler
- Şeker Hastalığı
- Şifalı Bitkiler
- Sigaranın Zararları
- Tedaviler
- Tüp Bebek
- Üroloji
- Uyku Bozuklukları
- Vitaminler
- Yemek Tarifleri
Bağlantılar
- Epilasyon
- Evlilik Rehberi
- Kampanyalar
- Sağlık Destek Forumu
- Şekerpare tatlı tarifleri
- Tavsiye Forumu
- Yemek Tarifleri
Listeler
Ağız kokusu hastalık habercisi!
18/07/11
İnsanları oldukça rahatsız eden ve önemsenmiyor gibi görünse de büyük bir sorun olan ağız kokusu, hastalık habercisi…
Birçok insan sabah ilk uyandığında az da olsa ağız kokusu sorunu yaşıyor; bunun nedeni ağzı temizleyen normal fizyolojik mekanizmaların uyurken etkin olmamasıdır. Kısa süreli ağız kokusu önemli bir durum olmamakla birlikte ağızda veya boğazdaki bir sorunla ilgili olabilir. Bazı durumlarda ise, sürekli ve içten gelen ağız kokusu vücut sistemlerindeki ciddi hastalıklardan ileri gelebilir.
Ağız kokusu ve ağız kokusuna neden olan bazı hastalıklar:
• Geçici ağız kokusu kolaylıkla farkedilebilen bir durumdur. Sigara içmek, içki içmek, sarımsak ya da soğan gibi yiyecekleri yemek ağız kokusuna neden olur.
• Dişlerdeki çürük sorunu ağız kokusunun en yaygın nedenlerindendir. Yetersiz diş temizliği, çürük diş, dişeti iltihabı, ağız ya da boğaz enfeksiyonu diğer etkenlerdir.
• Sürekli ağız kokusu; öksürme, balgam, ateş ve baş ağrısı gibi belirtiler görülüyorsa sinüzit olasılığı düşünülebilir. Solunum sisteminde ölü salgıların birikmesi ve akciğer hastalıklarından meydana gelen solunum yolu enfeksiyonları da ağız kokusuna neden olabilir.
• Nefeste tatlı meyve tadında bir aseton kokusu hissiyle birlikte aşırı susuzluk, idrar miktarında artma, zihin karışıklığı gibi belirtiler eşlik ediyorsa şeker hastalığına dikkat! Kontrol edilemeyen 1. Tip şeker hastalığı riski taşıyor olabilirsiniz.
• Sürekli ağız kokusunun yanı sıra nefeste amonyak kokusu alıyorsanız; iştahsızlık, kilo kaybı, kaşıntı, baş ağrısı, huzursuzluk, hıçkırık, deride morluk, burun kanaması, uyku hali, mide bulantısı ve kusma, istem dışı kasılmalar, kas seğirmesini içeren sorunlar yaşıyorsanız Kronik Böbrek Yetmezliği düşünülebilir.
• Sürekli ağız kokusu; nefeste balık ya da küf kokusu olarak tanımlanabilecek bir durum yaşıyorsanız ve bunun yanında aşırı yorgunluk, kilo kaybı, sıvı birikimi, sarılık gibi rahatsızlıklar var ise ya hızla ilerleyen akut bir durumu, ya da bir karaciğer sorunu ile karşı karşıya olabilirsiniz.
Ağzınız size sağlığınız ile ilgili haberler veriyor olabilir. Nefesinizin kokusunu test etmek için, elinizi yalayıp salyanızı koklayın ya da bir yakınınza sorun. Birinin nefesi kötü kokuyor ve siz bunu karşınızdakine söyleyemiyorsanız aslında onun sağlığını tahlikeye atmış olduğunuzu unutmayın.
Incoming search terms:
- içten gelen koku
- ağızdan küf kokusu gelmek
Ağız kokusu romantizme engel!
18/07/11
Yolda bir arkadaşınızı gördünüz ama onu öpmeye korkuyorsunuz… Peki ya sevgilinizi? Masal başlamadan bitiyor değil mi? Yoksa siz de cebinde ağız spreyi mi taşıyanlardan mısınız?
Ama üzülmeyin, yalnız değilsiniz.
Çünkü dünyada milyonlarca insan diş eti hastalıkları ve mide sorunları nedeniyle ağız kokusu problemi yaşıyor. Ve hatta bu nedenle boşanan çiftlerin sayısı da hiç mi hiç az değil..
Peki ya çözümü?
Tahmin bile edemeyeceğiniz kadar kolay aşağıdaki ipuçları ile bu sorununuzu tarihe gömmek mümkün..
• Ağız içindeki bakterilerle savaşan bir baharat olan tarçını kullanın,
• Basit şeker tüketimini en aza indirin çünkü şeker diş çürümesine neden olmakta,
• Kötü kokunun nedeni olan ağız kuruluğunu engellemek için bol miktarda su için,
• Ağızda yemek parçası kalma olasılığına karşı lokmalarınızı iyice çiğneyin,
• Diş ipi kullanımına özen gösterin,
• Sigara alışkanlığınızdan vazgeçin. Sigara hem ağız kuruluğuna neden olmakta hem de diş eti hastalıklarına zemin oluşturmakta,
• Dişlerle birlikte dilinizi en az günde iki defa fırçalayın,
• Nane yaprağı çiğneyin. Nane nefes kalitesini olumlu yönde etkilemekte,
• Florlu macun, jel ve gargara kullanın,
• Bileşiminde alkol bulunan ağız bakım ürünlerini kullanmayın,
• En az yılda bir kere dişlerinizi temizletin.
Alınacak bu önlemlerin dışında, hem kokuyu hem çürümeyi engelleyen besinler de var.
• Peynir: Ağzın PH dengesini ayarlamaya yardımcıdır. Çürüklere karşı koruma sağlar ve şekerin dişeri çürütme etkisini giderme açısından oldukça önemlidir.
• Kivi: C vitamini eksikliği diş etlerini hassaslaştırabiliyor. Kizi C vitamini eksikliğini gidermede önemli bir meyvedir.
• Yeşil çay: Yeşil çayda bulunan katesin maddesi ağız kokusuna neden olan bakterileri ağızdan uzaklaştırmaya yardımcı oluyor.
• Kereviz: Ekstra çiğnemeyi gerektiren yiyecek olmasından dolayı daha fazla tükürük salgılanmasını sağlar.
• Yoğurt: Kalsiyum açısından oldukça zengin olan yoğurt periodontal rahatsızlıktan dolayı oluşan sallantılı ve gevşek dişleri iyileştirmede etkilidir.
• Maydanoz: Ağız kokusuna neden olan yiyeceklerden sonra çiğnenmesi tavsiye edilen maydanoz ağızda hoş bir koku bırakmaktadır.
• Kuruyemişler: İçerisindeki doğal yağlar diş minesinin güçlenmesine yardımcı olarak çürümelere karşı dayanıklılığı arttırır.
• Elma: Kabuğuyla yenilmesi dişlerin kuvvetlenmesini sağlar ve içerisinde bulunan maddelerle dişleri temizler.
• Çilek: Çileğin içerisinde bulunan asitler diş diplerinde oluşan taşları eritir ve diş taşlarının oluşumunu engeller. Aynı zamanda çilek dişleri beyazlatmada kullanılır; diş fırçanızı bir çileğin içine batırıp dişlerinizi fırçalamanız yeterlidir.
• Balık: İçeriğindeki fosfor diş etlerinin sertleşmesini sağlar. Sağlıklı dişler için haftada bir balık tüketilmesi oldukça faydalıdır.
Elif DEMİRTAŞ – ProSağlık
Katarakt Belirtileri
18/07/11
Katarakt, göz merceğinin değişik bölgelerinden başlar ve buna göre de hasta farklı görme şikayetleriyle doktora başvurur.
Hastaların tümünde ortak şikayet, görmenin azalması ve bulanık görmedir. Fakat, hastaların bazısı ışıkta değil, loş ortamlarda daha iyi gördüklerini belirtirler. Bazısı da görmesinin sürekli bulanık olmasından ve giderek daha kötüleştiğinden, bazısı da iyi okuyamadığından şikayet eder.
Bazı katarakt türlerinde görülen tipik bir görme şikayeti de gözün miyop hale gelmesidir. Bu hastalar, eskiye göre yakını daha iyi gördüklerini, hatta kitap-gazete okurken yakın gözlüklerine gerek duymadan çıplak gözle daha iyi gördüklerini ifade ederler. Uzak için hipermetrop gözlük kullanan hastalarda bu gözlüğe ihtiyaç duyulmadığı görülür. Bu hastalar muayene edildiklerinde gözlükleri hipermetrop ise gözlük numarasında düşme, miyop ise numarada yükselme olduğu izlenir.
Önceleri, gözlük yardımı olmaksızın yakını daha iyi gördüğünü farkeden hasta, bu durumdan memnun olur. Fakat zamanla görmesinin bulanıklaştığını ve uzak mesafeyi daha kötü görmeye başladığını anlayınca, doktora başvurmak zorunda kalır.
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yol açan kenelere karşı çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulması gerektiğini söyledi.
Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Vuslat Boşnak, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yol açan kenelere karşı çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulması gerektiğini söyledi.
Boşnak yaptığı açıklamada, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yakalanmamak için mümkün olduğunca kenelerin bulunabileceği yerlerden uzak durulması gerektiğini vurguladı.
İnsanların kenelerin yaşayabileceği su kenarları, otlaklar ve hayvan barınaklarında zaman geçirdiklerinde kendilerini belirli sürelerle kontrol etmesi, hastalığın belirtileri açısından uyanık olması gerektiğini ifade eden Boşnak, şöyle konuştu:
”KKKA’ya karşı çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulmalı. Zorunlu hallerde bu gibi yerlere çıplak ayakla ya da kısa giysilerle
girilmemelidir. Özellikle kırsal alanlarda dolaşılırken açık renkli, vücudu örten elbise ve çizme giyilmeli veya ayakkabı giyilecekse pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır. Hayvan barınakları, kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek şekilde yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilmeli. Hayvanların sağım ve kesim zamanına dikkat ederek gerekli önlemleri alınmalı. Hayvanlar, kene ve diğer dış parazitlere karşı yılda iki kez ilaçlanmalı. Gerek insanları, gerekse hayvanları kenelerden korumak için haşere kovucu ilaçlar olarak bilinen ilaçlar dikkatli kullanılmalı.”
Yrd. Doç. Dr. Boşnak, vücut üzerinde kene gezdiğinin fark edilmesi durumunda kenelerin dikkatlice toplanıp öldürülmesi gerektiğini ifade etti. Yapışan kenelerin kesinlikle ezilmeden, kenenin ağız kısmı koparılmadan bir pense ile doğrudan alınması gerektiğini dile getiren Boşnak, şu bilgileri verdi:
“Isırılan yer, bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten sonra, iyotlu antiseptik sürülmelidir. Keneyi çıkaramayacaklarını düşünen vatandaşlar en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalı. Sağlık kuruluşuna gitmekten çekinmemeli. KKKA insanlarda ateş, üşüme, titreme, yaygın kas ağrıları, bulantı, kusma, ishal, yüzde kızarıklık, karaciğerde büyüme ve kanama ile kendini gösteriyor. Gövde, kol ve bacaklarda cilt içi kanama görülebilir. Burun kanaması ve değişik alanlarda kanama bulguları bulunabilir. Virüs vücuda girdikten sonra tipik olarak bölgesel lenf bezlerinde ve yerel dokularda çoğalıyor. Virüs, lenf ve monositler yoluyla başta dalak, karaciğer, lenf bezleri ve akciğer gibi alanlara yayılıyor.”
Vuslat Boşnak, özellikle yaz döneminde insanların sıkça yeşil alanlarda zaman geçirdiğini ve bu nedenle kene ısırmalarında artış yaşandığını belirterek, vatandaşları KKKA hastalığı belirtileri konusunda duyarlı olmaya çağırdı.
(
Milliyet Sağlık
Dişler ne kadar sağlıklı ve sağlam olursa olsun, dişleri destekleyen diş etleri ve kemiğin de aynı düzeyde sağlıklı olması gerekir. (daha fazla…)
Newer Posts »