Bebeğinizi nasıl besleyeceğinize önceden karar vermiş olabilirsiniz, inceliklerini kavradıktan sonra, bebeğinizi ile en iyi biçimde besleyebilirsiniz. Bebeğinizi ile beslemeye kararlı olsanız bile, her iki yöntemin de avantaj ve dezavantajlarını bilmenizde, başka annelerin bu konudaki görüşlerini değerlendirmenizde yarar var. Kararınız sizi, eşinizi ve bebeğinizi yıllarca etkileyecektir.

“Anne sütünün bebeğim için en ideal besin olduğunu biliyordum. Bebeğin anne sütünü daha iyi sindirdiğini, üstelik ona gerekli tüm besleyici öğelerin anne sütünde bulunduğunu söyleyebilirim.”

Anne sütünde bebeğinizin bağışıklık sistemi tam olarak gelişene dek gerekli olan, hastalıklara karşı savunucu maddeler vardır. Ayrıca bazı alerjilere karşı da koruyucudur. Yapay mamalar bunları sağlamaz.

“Bebeğim her istediğinde sütümün, steril ve uygun ısıda hazır olması büyük bir kolaylıktır.”

“Meme verirken anlatılamaz bir mutluluk duyuyorum. Bebeğimle böylesine yakın olmak, küçük eliyle bana dokunması, minik yüzünün göğsüme yaslandığını hissetmek bana büyük zevk veriyor.”

“Sütümü emzirmem ağladığında onu yatıştırmak için en iyi yol. Aç olmasa da yalnızca emmenin verdiği rahatlık ona yetiyor.”

“Doktorum, vücudumun gebelik öncesi durumuna bu kadar çabuk kavuşmasında emzirmemin de yaran olduğunu söyledi. Bunu duyunca bebeğime anne sütü vermekle ne iyi ettiğimi bir kez daha anladım.”

Emzirmek ilk haftalarda daha çok zaman alır, çünkü anne sütü emen bebekler daha sık beslenmek ister ve gerekli sütü aldıktan sonra bile emmeyi sürdürürler. Gerçekte emme, bebek için bir gereksinimdir; beslenmenin ötesinde bir doyum sağlar. Öte yandan, biberonu steril hale getirip mama hazırlamak da zaman alır. Aylar geçtikçe biberonda mama hazırlamak size daha da zor gelecektir. Oysa bebek büyüdükçe emzirilmesi kolaylaşır.

“Memelerim küçük olduğu için emziremeyeceğimi sanırdım. Hiç de öyle olmadı. Bol sütüm geldi, bebeğim ise memelerimin küçüklüğüne hiç aldırmadı.”

Yolculukta da anne sütü emzirmek daha kolaydır. Biberonu ısıtma, mamayı saklama derdi yoktur.

“Emzirmeyle ilgili sevmediğim tek şey geceleri süt vermemdi. Memeden elle süt boşaltıp hazır bulundurmaktan hoşlanmadığım için gece kalkmak hep bana düşüyordu. Ancak bu da yalnızca birkaç hafta sürdü.”

“Kocamın bebeği ne kadar istekle beslediğini görünce mama ile besleme karanmın doğru olduğunu anladım. Böylece bebekle babası arasında sıcak bir ilişki kurulması kolaylaştı.”

“Biberonla bebeğimin ne kadar süt aldığını görebiliyorum. Bu da beni rahatlatıyor.”

Yorgunluk, hastalık ve stres anne sütünü azaltabilir, mamayla beslenen bebek ise bunlardan etkilenmez.

Biberonla beslerken bebeğinizin iştahına güvenmeyip onu gereğinden fazla besleyebilirsiniz. Bu ise bebeğinizde aşırı kilolara neden olabilir.

Biberonla beslenen bebekte ishale ve kusmaya yol açan mikropları kapma riski daha yüksektir.

{lang: 'tr'}

Yeni doğan bebek ilk 48 saat içinde sağlık personeli yada hekim tarafından değerlendirilmeli, ayrıntılı muayenesi yapılmalıdır. Erken dönemde ortaya çıkan yeni doğan sarılıkları ayrı bir önem taşır. Yine ilk 48 saat içinde bebeğin koyu renkli, şekilsiz, yapışkan nitelikli ille kakasını yapması beklenir. Anüsün (dışkı açıklığı) kontrol edilmelidir. Muayene öncesi ve sırasında annenin katkısı alınmalı, öykü alma yanısıra muayene sonuçları yönünden anne bilgilendirilmelidir. Ancak bu bilgilendirme , annenin gereksiz yere kaygılanmasına yol açmayacak biçimde yapılmalıdır. Bunun içinde gerekli iletişim teknikleri uygulanmalıdır.

Yeni doğan bebek ani uyaranlara (ses, ışık,temas gibi.) tepki verir, sıçrar, kollarını açar, ağlayabilir. Normal bir yenidoğan refleksidir. (moro refleksi ) Yine bir başka refleks, emme refleksi olup anne karnında iken de var olduğu gösterilmiştir.
b2 Yeni doğan bebeğin ilk bakımı
Yenidoğan bebeğin cildi, gri-beyaz renkli, yapışkan bir madde ile kaplıdır. bebeğin hassas cildini korur, üşümeyi önler.

Isı düzenlemesi yeterli olmayan yenidoğanın vücut ısısı düştüğünde önce el-ayaklarda, giderek yüz ve tüm vücutta morarma olur. Hemen ısıtılmalıdır. Üşüme dışında kan şekeri düşüklüğü ya da bazı doğumsal hastalıklar da morarmaya neden olabilir.

Derinin kuruluk, soyulmalar, doğum tarihinin uzadığını, anne karnında beslenmenin yeterli olamadığını düşündürür. Yenidoğanın yüz ve gövdesinde toplu iğne başı şeklinde ortası beyaz, çevresi kırmızı döküntüler olabilir. İlk hafta içinde kaybolur. Yine yüzde, burun üstünde küçük sarı-beyaz döküntüler de normaldir. Yenidoğanın göbek kordonu kanama ve enfeksiyon yönünden kontrol edilmelidir. Göbek 5-10 günde kuruyarak düşer.

b3 Yeni doğan bebeğin ilk bakımıGöbek yarasından bir kaç gün kanlı ya da kansız sızıntı olabilir. Gerek göbek düşmeden önce, gerek düştükten sonra 1-2 gün kurumayı hızlandırmak ve enfeksiyonu önlemek için göbek yarasına her gün 1 kez antiseptik uygulanır. Göbeğin ıslanmaması için bağlanırken bezin üstünde kalmalıdır.

Genelde ilk banyo göbek düştükten bir gün sonra yapılır. Ancak sağlıklı bebeklerden, düşmeyi beklemeden de banyo yapılabilir. Bebek yıkanmaksızın ilk günler 37 C ısıtılmış su ile ıslatılmış yumuşak bezle silinerek de temizlenebilir. Pudra kullanılmamalıdır.

Yenidoğan bebeğin başı ilk günlerde kemiklerin üst üste binmesi nedeni ile küçük olabilir. Bazen bebek başının doğum kanalında sıkışmasına bağlı olarak cilt altında kanamalara bağlı şişlikler olabilir. Hiç bir şey yapmaksızın izlemeyi gerektirir. Gözlerde çapaklanma varsa, kaynatılmış ılıtılmış su ile ıslatılmış steril gazlı bez ile çok bastırmadan burun kökünden dışa doğru silinir.

Burun ve kulağın içine ucu pamuklu çubuklar sokarak temizleme gereği yoktur, sadece ucundan temizlenir.

Bebeklerde alt bakımı özenle yapılmalıdır. özellikle kız çocuklarda bu bölge önden arka doğru her gün hafifçe silinir, iyice durulanır ve kurulanır. Kız bebeklerde ilk günlerde anneden geçen hormonlar ile kanama olabilir, bir kaç günde kaybolur.

Erkek çocuklarda penis ucunda darlık olabilir. İleri dönemde darlığın ısrarla sürmesi idrar yolu enfeksiyonu riskini arttırır. Erken sünnet önerilir. Yine anneden geçen hormonlar ile gerek kız, gerek erkek yenidoğanda tek ya da iki taraflı memelerde şişkinlik olabilir, sıkınca süte benzer sıvı gelebilir. Kendiliğinden geçer, hiç bir şey yapılmaması uygundur.

Yenidoğanların çoğu, doğumdan hemen sonra idrar yaparlar. İlk 24 saat içinde hiç idrar yapmamış ise mutlaka değerlendirilmelidir. İlk günlerde idrar sayısı az olmakla birlikte sonraki günlerde günde 5-6 kez idrar yapan yenidoğanın alması kesinlikle yeterlidir.

{lang: 'tr'}

Gösteri dünyasında bir kez ün kazandıktan sonra deyim yerindeyse bütün kapılar ardına kadar açılıyor. Belli bir noktayı aştıktan sonra da yaptığınız her şey olay oluyor ve attığınız adımdan bile para kazanır hale geliyorsunuz. Bunun son örneği de özellikle bu yıl birbiri ardına bebek sahibi olan ünlüler. Dergilerin daha hamilelik haberleri duyulur duyulmaz peşlerinde koştuğu bu ünlüler dünyaya getirdikleri bebeklerinin fotoğraf haklarını milyon dolarlar karşılığında dergilere satıp servet kazanıyorlar. Bazıları kazandıkları parayı yardım kuruluşlarına bağışlıyor bazıları da kişisel hesaplarına ekliyor.

{lang: 'tr'}

Bebekler hiçbir neden olmadan boşu boşuna ağlamaz. Mutsuz olduklarında ya da bir şey gerçekten canlarını sıktığında size haber vermek ve yardımınızı almak için ağlar.

Bebekler ağlamaya başladı mı anne – babalar ne yapacaklarını şaşırır. Hele de o, ilk bebekleri ise daha çok panikler. Uzman Psikolog Sinem Olcay “Bebeğim neden ağlıyor” sorusunun yanıtını veriyor.
Yeni doğan bebeklerin çok ağlamasının bir sebebi var mıdır?

Bebekler sıkıntı veren her durumda teselli bulmak için yardım aramaya programlanmıştır. Bebeğinizin ağlaması, beyni henüz yeterince gelişmediği için tek başına başa çıkamadığı yoğun duygular ve korku veren bedensel hisler için yardım istemesi anlamına gelir. Bebekler hiçbir neden olmadan boşu boşuna ağlamaz. Mutsuz olduklarında, bir şey gerçekten canlarını sıktığında size haber vermek ve sizin yardımınızı almak için ağlar.

Tüm bebekler arasında doğduğunda en olgunlaşmamış durumda olan insan yavrusudur. Aslında bebeklerin gebelik süresini anne karnının dışında tamamladığını söyleyebiliriz. Freud’un insan yavrusu için “dünyaya tamamlanmamış olarak gelir” demesi doğrudur. Yeni doğmuş bir bebeği dışarıdaki bir cenin gibi düşünebiliriz. İşte bu nedenle yani doğduklarında yeterince olgunlaşmış olmadıkları için bebekler çok hassastır.
Bebeklerin ağlamasına en çok ne sebep olur?

Bebekler hem fiziksel hem de duygusal pek çok nedenden ötürü ağlayabilir. Bir bebek, yorgun ya da aç olduğu ya da başka bir dış etken yüzünden fazla uyarıldığı için ağlayabilir.
Annelerin ağlamanın ne anlama geldiğini anlama şansı var mıdır?

İlk başlarda ağlamanın ne anlama geldiğini çözmek zor olabilir ama zamanla ağlamaları çok daha doğru bir şekilde okumayı öğreneceksiniz. Örneğin; zamanla açlık ağlamasını yorgunluk ağlamasından ayırt etmeye başlayacaksınız. Bazen ise ağlamanın nedenini kesinlikle bilemeyeceksiniz. Ama bunun bir önemi yok. Önemli olan bebeğin paniğini ve acısını ciddiye almanız ve sakinleşmesi için ona yardımcı olmanızdır.
Bebekler en çok ne zaman ağlar?

Ağlama, bebek 3-6 haftalık olduğunda en yüksek seviyededir. Bebek, 12-16 haftalık olduğunda ise azalır. Bunun nedeni bu dönemde bebeklerin hareket kabiliyetinin yükselmesi, bir şeyleri tutup onlarla oyun oynayabilmeleri dolayısıyla artık daha az sıkılma ve engellenme yaşıyor olmasıdır. Daha büyük bebekler ve 3-4 yaşına kadar çocuklar, açlık, soğuk, yorgunluk, hastalık gibi sebepler yüzünden ağlamaya devam eder. Bunun yanında, ağlamaya neden olan yeni hisler eklenmiştir.

Ebeveynden ayrılma korkusunun yarattığı panik yüzünden ağlayabilir. Büyüdükçe hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları şeyler; onları korkutan ya da huzursuz eden şeyler netleşir ve her biri bir ağlama nedeni olabilir. Konuşamayan bir çocuk için ağlama genelde “hayır” anlamına gelir. “Hayır bir başkasının kucağına gitmek istemiyorum”, “Hayır bu tulumu giydirmenden hoşlanmıyorum” gibi.
Bebek ağladığında ne yapmak gerekir?

Bebeklere her ağladığında müdahale etmek, sakinleşmeleri için yardımcı olmak gerekir. Ağlamasına uzun süre cevap verilmeyen bebekler aşırı duyarlı bir stres algılama sistemi geliştirebilirler.

Bebeğinizin kendi kendine sakinleşmesini beklemenizin hem beyin hem beden gelişimi bakımından olumsuz etkileri olabilir. Bir bebek, ağlamayla kaybettiği kontrolünü kendisi sağlayamaz, bunu sadece siz yapabilirsiniz. O nedenle bebeklerin her ağlamasına tutarlı şekilde cevap vermek gerekir.

Araştırma ve gözlemler göstermekte ki ağlamalarına cevap verilen bebekler ilerleyen zamanda daha az ağlayan, daha mutlu ve daha kolay sakinleştirilebilen çocuklar oluyor.

{lang: 'tr'}

Erzurum İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Esin Erdem, “Doğumdan hemen sonra bebeklerini emziren annelerde doğum sonrası kanama, idrar yolu enfeksiyonu ile göğüs ve yumurtalık kanseri görülme riski azalıyor” dedi…

Dr. Erdem, yaptığı açıklamada, anne sütünün bebek için çok faydalı olduğunu ve bebeğe doğumundan itibaren her ağladığında verilmesi gerektiğini belirtti.

Bebeklerin doğumdan sonraki ilk yarım saat içinde emzirilmesi gerektiğini ifade eden Erdem, “Anne sütü içindeki vitamin ve mineraller aracılığıyla bebekleri enfeksiyonlardan korumaktadır” diye konuştu.

Emzirmenin, annelere de faydasının olduğunu dile getiren Erdem, şunları söyledi:

“Yakın geçmişte bazı nedenlerden dolayı anne sütü geri plana atılmıştı. Ancak dünya bu inanılmaz hatanın farkına erken varmış ve anne sütünün önemini yeniden kavramıştır. Ayrıca bebeklerin emzirilmesi anneler için de faydalıdır. Doğumdan hemen sonra bebeklerini emziren annelerde doğum sonrası kanama, idrar yolu enfeksiyonu ile göğüs ve yumurtalık kanseri görülme riski azalıyor.”

Annelerin bebekleri emzirmeden önce bazı unsurlara dikkat etmesi gerektiğini belirten Erdem, şöyle konuştu:

“İlk olarak, annelerin emzirmeden önce ellerini sabunla yıkaması gerekir. Bebek emzirmenin tek bir pozisyonu yoktur. Bebek, hem anne hem de bebek için en rahat pozisyonda emzirilebilir. Emzirme sırasında bebek burnundan rahat nefes alabilmelidir. Bebek rahat olmalıdır. Giysileri ve ortam ısısı uygun, altındaki bezi kuru ve temiz olan bebek daha kolay emer. Normal bir emzirme süresi 15-20 dakika olmalıdır.”

Bebeklere bazı durumlarda anne sütü verilmesinin uygun olmayacağını kaydeden Erdem, “Annede meme iltihabı oluşması, süte geçen ve bebeğe zararlı olabilecek ilaç kullanılması veya solunum yolu ile bulaşabilecek bir hastalığın olması durumunda bebeğe anne sütü yerine başka besin verilmesi gerekir” diye konuştu.

Bebekleri sütten kesmek için uygulanan yöntemler
Bebeklerin 6 aylık olmasının ardından anne sütünün yanı sıra yutmayı öğrenmeleri için ek gıdanın verilebileceğini dile getiren Erdem, şunları söyledi:

“Altı aylık olunca bebeğin yutmayı öğrenmesi yönünden ek katı gıdalara geçmesi gereklidir. Ancak anne sütüne de devam edilmelidir. Anne istiyorsa emzirme 2 yıla kadar uzatılabilir. Yeni doğum yapmış anne yorgundur ve sütü yoktur diyerek bebeği anne sütünden mahrum etmek ya da başka bir sıvı vermek yanlış bir davranıştır. Bebekler bir yaşına geldikten sonra anne sütü iyice azalır. Bebek yavaş yavaş sütten kesilebilir. Ancak, bebeği sütten kesmek için anne ile bebeği ayırmak ya da meme başına acı biber gibi şeyler sürmek son derece yanlıştır.

{lang: 'tr'}

« Older PostsNewer Posts »