Kategoriler
- Ağız ve Diş Sağlığı
- Alternatif Tedavi
- Anne Çocuk
- Astroloji
- Bağımlılıklar
- Bebek ve Çocuk
- Beslenme
- Bulaşıcı Hastalıklar
- Cilt Hastalıkları
- Cilt Sağlığı
- Cilt Sorunları
- Cinsel Sağlık
- Cinsel Yaşam
- Çocuk Sağlığı
- Dahiliye
- Diş Sağlığı
- Diyetler
- Düsük
- Egzersiz
- Erkek İsimleri
- Erkek Sağlığı
- Estetik
- Evlilik
- Fizik Tedavi
- Galeri
- Gebelik
- Gebelik ve Cinsellik
- Genel
- Genel Bilgiler
- Genel ve Estetik Cerrahi
- Göğüs Hastalıkları
- Göz Hastalıkları
- Güzellik
- Hafta Hafta Gebelik (Hamilelik)
- Hamilelik-Gebelik
- Hastalıklar
- İlk Yardım
- Kadın
- Kadın Sağlığı
- Kanser
- Kategorilenmemiş
- Kulak Burun Boğaz
- Ortopedi
- Psikolojik Sağlık
- Ruh Sağlığı
- Sağlık
- Saglık Haberleri
- Sağlık Konuları
- Saglık Makaleleri
- Sağlıklı Yaşam
- Sağlıklı Yaşam
- Sağlıklı Yemekler
- Şeker Hastalığı
- Şifalı Bitkiler
- Sigaranın Zararları
- Tedaviler
- Tüp Bebek
- Üroloji
- Uyku Bozuklukları
- Vitaminler
- Yemek Tarifleri
Bağlantılar
- Epilasyon
- Evlilik Rehberi
- Kampanyalar
- Sağlık Destek Forumu
- Şekerpare tatlı tarifleri
- Tavsiye Forumu
- Yemek Tarifleri
Listeler
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yol açan kenelere karşı çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulması gerektiğini söyledi.
Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Vuslat Boşnak, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yol açan kenelere karşı çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulması gerektiğini söyledi.
Boşnak yaptığı açıklamada, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yakalanmamak için mümkün olduğunca kenelerin bulunabileceği yerlerden uzak durulması gerektiğini vurguladı.
İnsanların kenelerin yaşayabileceği su kenarları, otlaklar ve hayvan barınaklarında zaman geçirdiklerinde kendilerini belirli sürelerle kontrol etmesi, hastalığın belirtileri açısından uyanık olması gerektiğini ifade eden Boşnak, şöyle konuştu:
”KKKA’ya karşı çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulmalı. Zorunlu hallerde bu gibi yerlere çıplak ayakla ya da kısa giysilerle
girilmemelidir. Özellikle kırsal alanlarda dolaşılırken açık renkli, vücudu örten elbise ve çizme giyilmeli veya ayakkabı giyilecekse pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır. Hayvan barınakları, kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek şekilde yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilmeli. Hayvanların sağım ve kesim zamanına dikkat ederek gerekli önlemleri alınmalı. Hayvanlar, kene ve diğer dış parazitlere karşı yılda iki kez ilaçlanmalı. Gerek insanları, gerekse hayvanları kenelerden korumak için haşere kovucu ilaçlar olarak bilinen ilaçlar dikkatli kullanılmalı.”
Yrd. Doç. Dr. Boşnak, vücut üzerinde kene gezdiğinin fark edilmesi durumunda kenelerin dikkatlice toplanıp öldürülmesi gerektiğini ifade etti. Yapışan kenelerin kesinlikle ezilmeden, kenenin ağız kısmı koparılmadan bir pense ile doğrudan alınması gerektiğini dile getiren Boşnak, şu bilgileri verdi:
“Isırılan yer, bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten sonra, iyotlu antiseptik sürülmelidir. Keneyi çıkaramayacaklarını düşünen vatandaşlar en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalı. Sağlık kuruluşuna gitmekten çekinmemeli. KKKA insanlarda ateş, üşüme, titreme, yaygın kas ağrıları, bulantı, kusma, ishal, yüzde kızarıklık, karaciğerde büyüme ve kanama ile kendini gösteriyor. Gövde, kol ve bacaklarda cilt içi kanama görülebilir. Burun kanaması ve değişik alanlarda kanama bulguları bulunabilir. Virüs vücuda girdikten sonra tipik olarak bölgesel lenf bezlerinde ve yerel dokularda çoğalıyor. Virüs, lenf ve monositler yoluyla başta dalak, karaciğer, lenf bezleri ve akciğer gibi alanlara yayılıyor.”
Vuslat Boşnak, özellikle yaz döneminde insanların sıkça yeşil alanlarda zaman geçirdiğini ve bu nedenle kene ısırmalarında artış yaşandığını belirterek, vatandaşları KKKA hastalığı belirtileri konusunda duyarlı olmaya çağırdı.
(
Milliyet Sağlık
Hesaplayicilar
21/07/09

Hesaplayıcılar
Ne zaman doğum yapacağım?
Bebeğinizin muhtemel doğum zamanini hesaplamak için buraya tıklayınız
Vücut kitle indeksi hesaplama
Kilonuzun boyunuza göre normal olup olmadığını anlamak için buraya tıklayınız
Olası yumurtlama günü hesaplayıcısı
Tahmini yumurtlama gününüzü hesaplayarak gebe kalmanız açısından şansınızın en yüksek olduğu günleri ogrenmek icin buraya tıklayınız
Hamilelikte kilo alımı hesaplayıcısı
Hamileyseniz ve hamileliginiz boyunca ortalama kac kilo almaniz gerektigini bilmiyorsaniz hesaplamak icin buraya tıklayınız
Dogum Fortrafcisi
21/07/09

Doğum Fotoğrafçısı – Doğum Anı Fotoğrafları – Bebek Fotoğrafları – Doğum Resimleri
Gözü yolda annelerin yeni merakı, bebeklerini ilk kucaklarına aldıkları andan itibaren, o ilk merhabalarının heyecanını fotoğraflarda görmek…
Sadece doğum deyip geçmeyin, artık hastanedeki bebek odasının hazırlanmasından, bebeğin şekerlerine, “hoş geldin” yazılarıyla doldurulmuş anı defterlerine kadar her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülüyor. Tüm bu heyecanı birbirinden güzel fotoğraflarla ölümsüzleştirmek isteyen anne-babalar, yeni doğan bebeklerinin tadını çıkarırken, en samimi gülüşlerini doğum fotoğrafçılarının objektifine gösteriyorlar. Biz de bu işin inceliklerini ve sizin merak ettiklerinizi Doğum Fotoğraf Sanatçısı Emel Eryaman Usta ile görüştük..
Öncelikle fotoğraf çekmeye nasıl başladınız?
Okul yıllarımdan beri fotoğrafa bir ilgim olmuştu. Ailemde de görsel sanatlarla ilgilenen, hatta bunu meslek edinen kişilerin olması beni, bu mesleği profesyonel anlamda eğitimini almaya itti. Marmara Üniversitesi Resim öğretmenliği ve Fotoğraf bölümünü bitirdim. Böylece fotoğraf hayatıma dâhil oldu.
Doğum Fotoğrafçılığı nedir?
Öncelikle doğum fotoğrafçılığı ülkemizde yeni yeni gün yüzüne çıkan bir meslek. Yurtdışında örnekleri olmakla beraber aslında Türkiye’de farklı bir şekle büründü. ülkemizde de bunun çok iyi örnekleri var. Doğum fotoğrafçılığı; anne-babaların bu heyecanlarını hamilelikten başlayıp, doğum sırası ve sonrasında fotoğraflandığı muazzam bir olay bence. Aynı zamanda anne babalara, gelecekte çocuklarına bırakabilecekleri güzel de bir hediye sunuluyor. Tabi bu çekim sırasında anne adayının mahremiyetine de dikkat ediliyor. Fotoğraf albümünüze baktığınızda sizi rahatsız eden hiçbir görüntüyle karşılaşmıyorsunuz.
Siz fotoğraflarınız çekerken nelere dikkat ediyorsunuz, nasıl bir yol izliyorsunuz?
Doğum fotoğrafçılığı; mahremiyeti olan özel bir iş. Ben, öncelikle anne adayıyla yüz yüze bir görüşme yapmayı tercih ediyorum. Hatta bu görüşmede anne adayının birkaç kare fotoğrafını da çekip, hediye ediyorum. Tüm detayları konuşup, bilgilendiriyorum. Böyle bir yol izlemek anne ile aramızdaki iletişimi güçlendiriyor ve aramızda bir güven köprüsü kuruyor. Çünkü bizim işimizde ailenin, özellikle anne adayının size güvenmesi çok önemli. Ben de anne olduğum için, neyin nasıl yapılmasını istediklerini onların gözünden görebiliyorum. Hatta bekleme aşamasında anneyi kendi tecrübelerimi anlatarak rahatlattığım bile oluyor. Doğum saatinden en az 2 saat önce ailenin yanında oluyorum. Anne-baba ve bebek ağırlıklı olmak üzere ,yanlarında bulunan aile fertlerinin de fotoğraflarını çekiyorum. Özellikle anneannelerin heyecanını fotoğraflamak ayrı bir keyif… Çünkü onlar bir yandan torun heyecanı yaşarken, diğer yandan kendi kızlarının heyecanıyla boğuşup, iki kat yoğun bir duygu yaşıyorlar. Bu şekilde tüm özel anları fotoğraflayıp, aileye siyah-beyaz ve renkli fotoğraflardan oluşan albümü yaklaşık 15 gün içerisinde teslim ediyorum. Doğumun olduğu gün içerisinde de kapı posterlerini teslim ediyorum.
Doğum fotoğrafçılarını seçerken anne-baba adayları nelere dikkat etmeli?
Doğum fotoğrafçılığı, diğer fotoğrafçılık türlerinden farklı bir iş, bunu yapmak ayrı bir beceri istiyor. O duyguya dâhil olup, onlarla beraber yaşamak bambaşka bir şey. Ameliyathane koşullarında nasıl davranılacağını bilmek, belirli kurallara uymak deneyim gerektiriyor. Hem tüm doğum anına hâkim olup, hem de doktorların işlerine engel olmadan çalışmak deneyim gerektiriyor. Bu yüzden anne adaylarına fotoğrafçılık eğitimi almış ve mutlaka doğum fotoğrafları konusunda deneyimli fotoğrafçılarla çalışmalarını öneriyorum. Tüm anne-baba adaylarına bebeklerini sağlıkla kucaklarına almalarını diliyorum.
Siz de Emel Eryaman Usta hakkında daha detaylı bilgi almak ve çektiği birbirinden güzel fotoğraflara bir göz atmak isterseniz www.emeleryaman.com adresini ziyaret edebilir, Emel Eryaman Usta’ya 0533 772 00 37 telefon numarasindan ulasabilirsiniz.
Doğum Fotoğrafçısı Emel Eryaman Usta’dan Doğum Resimleri

Doğum Resimleri Ornek Resim 1

Doğum Resimleri Ornek Resim 2

Doğum Resimleri Ornek Resim 3

Doğum Resimleri Ornek Resim 4
Doğum Fotoğrafçısı Emel Eryaman Usta’nin cekmis oldugu tum doğum fotoğrafları resimlerini web sitesinde yer alan Galeri 1 ve Galeri 2 sayfalarindan gorebilirsiniz.
Etiket Bulutu: doğum fotoğrafları, doğum fotoğrafçısı, doğum anı fotoğrafları, bebek fotoğrafları, doğum resimleri, doğum, albüm paketleri, bebek resimleri, doğum sonrası fotoğrafları, doğum foto, çocuk fotografları, doğum çekimleri, fotoğraf albümleri, doğum fotoğrafçılığı, doğum videosu anı, doğum görüntüleri, normal doğum fotoğrafları
Incoming search terms:
- doğum anı fotoğrafları
- doğum fotoğrafçıları
- doğum görüntüleri
Cocuk Hastaliklari
21/07/09

Çocuk Hastalıkları
DİFTERİ, BOĞMACA,TETANOZ
Çocukluk döneminin ağır ve ciddi hastalıklarından olan difteri, boğmaca ve tetanoz hastalıkları yapılan geniş aşılama çalışmaları ile önemli derecede ortadan kaldırılmış olmakla birlikte maalesef tüm çabalara rağmen buhastalıkların kökü kazınamamıştır. Bu üç hastalık artık ender olarak görülse dehastalığın ciddiyeti, olumsuz sonuçları ve ölümlere yol açması bu hastalıklarakarşı aşılamanın önemini açıklamaktadır.
Difteri:
Difteri, salya vetükürük gibi salyalarla temas edilmesi veya bu mikropla kirlenmiş maddelerin(oyuncak vb. ) ağıza götürülmesiyle ve solunum yoluyla bulaşmaktadır.
Difterimikrobu çok güçlü bir zehir salgılayarak burunda ve boğazda solunumu engelleyici bir enfeksiyona, kalp yetmezliğine, sinir sisteminde hasarlaraneden olabilir. Hastalanan her on kişiden birisi maalesef her türlü tedaviye rağmen hayatını kaybetmektedir.
Boğmaca:
Boğmaca tüm yaşlardave hatta erişkinlerde bile ortaya çıkabilen,nefes almayı engelleyecek biçimdeöksürük nöbetlerine neden olan bir hastalıktır. Bu öksürük nöbetleri 6-12 haftaarasında sürmekte ve bu nöbetlerin ardından birçok çocukta kilo kayıplarına bile neden olabilen kusmalar görülmektedir. Ayrıca, boğmaca 1 yaş altındakiçocuklarda daha sık olmak üzere zatürreeye,beyin ve göz içi kanamalarına ve ölümlere neden olabilmektedir.
Tetanoz:
Tetanoz mikrobu,genellikle toprakta yaşayan, vücuda çok küçük yara ve kesiklerden dahigirebilen bir mikroptur. Mikrop salgıladığı “tetanoz zehri” ileomuriliğe ve sinir sistemine zarar vermekte ve gelişmiş tüm tedavi olanaklarınarağmen hala 10 hastadan 6 sının ölümüne yol açmaktadır. Oksijensiz ortamdayaşayan bu mikrop paslı çivi, bıçak gibi maddelerin yanı sıra cam kesiği,hayvan pisliği ve açık yaraların toprakla temas etmesi ve sonucunda insanlarabulaşmaktadır.
Tetanoz hastalığı en sıkyaşamın birinci ayının bitiminden önce görülmekte ve “yeni doğantetanozu” adını almaktadır. Yeni doğan bebekler, tetanoz mikrobuyla yasağlıksız şartlardaki doğum esnasında yada doğum sonrası göbek bağının sterilolmayan koşullarda kesilmesi nedeniyle karşılaşmaktadır. Doğum sonrasındagöbek kordonunun mikropla temas etmiş bıçak, jilet ve hatta cam ile kesilmesisonucunda bebeğe bulaşmakta ve kana karışan mikroplar yoluyla hastalık ortayaçıkmaktadır. Bu bebeklerin hemen hepsi her türlü tedaviye rağmen daha yaşamınilk günlerinde ölmektedirler.
Tetanoz hastalığınınbebeklerdeki en önemli üç belirtisi; emme güçlüğü kasılmalar ve teskinedilemeyen ağlamadır. Bebekleri yeni doğan tetanosundan korumak için, anneadaylarının gebeliklerinin 3. ayından sonra mutlaka tetanoz aşısı olmalarıgerekmektedir. Tetanoz aşısı hem anneyi hem de bebeği koruyacağı gibi neanne nede doğacak bebeğine karşı zararlı bir etkisi olmaz. İster hastanede,ister farklı bir ortam ve koşulda doğum yapılacak olsun tüm anne adaylarınınaşılanması gereklidir. Bu uygulama devletimizin sağlık politikasıdır.
Difteri, boğmaca vetetanoz aşısı (3 lü karma aşı)
Karma aşılar,çocukları difteri, boğmaca ve tetanoz hastalıklarına karşı korumak içinuygulanmaktadır. Yeni doğan bir bebek, yaşamını ikinci ayından itibaren 1-2 ayarayla 3 kez aşılanmalı ve ardından 18. ayda bir hatırlatma dozu yapılmalıdır.3lü karma aşının tekrar dozu 4-6 yaş arasında, Çocuk Felci aşısıyla birlikteuygulanmalıdır. İlkokul 1. sınıfında ise boğmaca çıkarılarak, sadecedifteri-tetanoz karma aşısı yapılmalıdır. (Bu dönemde ayrıca verem, çocuk felciaşıları uygulanmalıdır. Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak aşısının 2.dozu 4-6yaş arasında uygulanmadıysa bu dönemde uygulanabilir.) Gelişen bilim ve teknoloji,çoksayıda hastalığa karşı tek enjeksiyon ile koruma sağlamaya yönelik yeni aşılarıgeliştirme çabasındadır.
Günümüzde difteri, boğmaca vetetanoz aşılarına çocuk felci ve hib menenjit aşısı eklenerek oluşturulan ilkbeşli aşı sanofi pasteur tarafından geliştirilerek kullanımasunulmuştur. Bu aşı ilerdeki bölümlerimizde ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Aşıkola ya da bacağın ön kısmına adale içi yolla ya da cilt altınauygulanmaktadır.
ÇOCUK FELCİ (POLIOMIYELIT)
Çocuk felcihastalığının nedeni, polio virüsü denilen bir mikroptur. Çevre koşularının kötüolduğu yerlerde suların, besinlerin mikroplu dışkı ile kirlenmesi ve kalabalıkortamlarda havaya yayılan mikropların solunmasıyla bulaşır. Hastalığa yakalanançocuklarda hafif ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, bulantı -kusma gibi herhastalıkta görülebilecek ortak bulgular mevcuttur. Bazı çocuklarda hastalık bubulgularla sınırlı kalırken , bazılarında ise kalıcı felçler meydanagelmektedir. Felçler çok tipik olarak yumuşaktır.Yani kaslar sert ve kasılmışdurumda değildir.
Felçler genel olarak, çocuğun kendini ayağa kaldırmasında veyürümesinde güçlük şeklinde ilk bulgularını verir. Çoğu hastada felç olan bacakya da kolda duyu kaybı yoktur. İğne batırıldığında bunu hissederler. Biryaşından büyük yaş grubundaki hassas çocuklar ve yetişkinler mikrobukaptıklarında felç gelişmesi açısından daha büyük risk altındadırlar. Felçgelişen hastalarda ölüm oranı %2 ile % 20 arasında değişmekte ancak beyindekisolunum merkezinin etkilenmesiyle bu oran % 40 a kadar çıkabilmektedir.
Çocuk felci hastalığının çiçekhastalığında olduğu gibi ülkemizde ve tüm dünyada kökünün kazınması için yoğunçalışmalar yapılmaktadır. Tedavisi bulunmayan , kalıcı sakatlıklar veölümlere neden olan bu hastalığın kökünün kazınması , ancak aşılanma ilemümkündür. Hem bu açıdan hem de virüsün çevremizde yaygın olarak bulunmasınedeniyle çocuk felci aşılamasının önemi oldukça artmaktadır.
Çocuk felci aşıları:
Günümüzde çocuk felcihastalığına karşı kullanılan iki farklı aşı vardır. İnaktive çocuk felci aşısı(enjeksiyon şeklinde uygulanır ) ve oral çocuk felci aşısı (ağızdan damlaşeklinde verilir. ) inaktive çocuk felci aşısı ölü aşıdır. Son derece güvenlive etkin olması en önemli özelliğidir. Yaşamın ikinci ayından başlayarak 1- 2ay arayla toplam 3 doz enjeksiyon şeklinde uygulanır. Bebek 18 aylık olduğundabir hatırlatma dozu daha yapılmalıdır.
İnaktive çocukfelci aşısı sanofi pasteur tarafından geliştirilen beşli aşı içerisindedifteri, tetanoz, boğmaca ve hib aşıları birlikte bulunmaktadır. Baştasanayileşmiş ülkeler olmak üzere bir çok ülkede yaygın olarak kullanılmaktadır.Çocuk felcine karşı bireysel korunmanın sağlanmasında vazgeçilmez bir aşıdır.
Canlı bir aşı olan oral çocukfelci aşısı ağızdan damla şeklinde verilerek uygulanmaktadır. Oldukça etkin biraşı olmakla birlikte aşının verilmesi sırasında çocuğun kusması ya da tükürmesigibi durumlardan olumsuz etkilenebilmektedir. Aşı uygulanması esnasında ishaliolan bebeklere bir ay sonra bir doz aşının daha uygulanması tavsiye edilmektedir.Çocuk felcine karşı toplumsal korunmanın sağlanmasında önemi vardır.
İnaktive ve oral çocukfelci aşılarının birlikte kullanımı
Yapılan çalışmalar, buhastalığa karşı en iyi korunmanın inaktive ve oral çocuk felci aşılarınınardışık kullanılması ile sağlanabileceğini göstermektedir. Ardışık kullanımönce inaktive, ardından oral olmak üzere çocuğa farklı zamanlarda her ikiaşının da verilmesi prensibine dayanır. Birçok ülkede tercih edilen buuygulama; aşılamaya 2,4,6 ya da 2,3,4. Aylarda beşli aşı ile başlanan çocuklara18. Aydaki hatırlatıcı dozun ağızdan oral aşı şeklinde verilmesi ilegerçekleştirilmektedir. İnaktive ve oral çocuk felci aşılarını ardışıkkullanmanın sağladığı en büyük avantaj, beşli aşıların içinde bulunan inaktiveaşı ile önce bireysel korunmanın sağlanması, daha sonra oral aşı ile toplumsalkorunmanın sağlanmasıdır. Böylece çocuk felci hastalığına karşı hem bireyde hemde toplumda çok güçlü ve kalıcı bir bağışıklama sağlanması mümkün olur. Çocukfelci aşılarının her iki çeşidi de difteri, tetanoz, boğmaca ve diğer çocuklukaşıları ile birlikte ve aynı gün uygulanabilir. Aşı uygulanmasından sonraannelerin bebeklerini emzirmesinde herhangi bir sakınca yoktur. Aşıdan hemensonra dahi bebeğe mama,süt ve diğer besinler verilebilir,herhangi bir sürekısıtlaması yoktur.
HEMOFILUSINFLUENZA TİP B (HİB)
Hib (hemofilus influenza tip b ) 5 yaş altındaki çocuklarda sık görülen vebaşta menenjit olmak üzere ölümle sonuçlanabilen birçok ağır hastalığa nedenolan bir bakteridir. Hib kaynaklı enfeksiyonlar, 5 yaş altındaki her çocuk içinciddi bir tehdit oluşturmaktadır, çünkü; Özellikle 2 yaş altındaki bebeklerde vücudun kendini enfeksiyonlardan koruyanbağışıklık sistemi tam olarak gelişmemiştir. Bu nedenle çocuklar aşılanarakkorunma altına alınmalıdır.
5 yaş altındaki çocuklardagörülen bakteriyel menenjitlerin en sık nedeni Hib dir.
Hib nasıl bulaşır, nasıl yayılır?
5 yaş altındaki her 100 çocuktan 5 i Hib bakterisini taşımaktadır. Hibenfeksiyonlarına yakalanan ya da sadece taşıyıcı olan çocukların solunumyollarında ve tükürüklerinde bol miktarda bulunan bakteriler öksürük, aksırıkgibi yollarla dış ortama atılırlar. Sağlıklı çocukların ortamda bulunan Hibbakterilerini soluması ile hastalık damlacık enfeksiyonu şeklinde kolaycabulaşır. Özellikle kreş ve ana okullarındaki çocuklarda Hib enfeksiyonunayakalanma riski daha fazladır.
Hib nasıl hastalıkyapar?
Damlacık enfeksiyonuile alınan Hib bakterileri, çocukların boğazında çoğaldıktan sonra kandolaşımına geçerek farklı organlara yayılabilir ve yerleştiği organ veyabölgede hastalık yapar. Örneğin Hib beyin zarlarında yerleşirse menenjite,akciğerlerde zatürreye ya da kulakta orta kulak iltihabına neden olur.
Hib hangi hastalıklara neden olur?
Hib, başta menenjit olmak üzere zatürre, kas ve eklem iltihabı, orta kulakiltihabı, sinüzit, yutak iltihabı gibi çeşitli enfeksiyon hastalıklarındansorumlu olabilmektedir. Hib enfeksiyonları aşı ile önlenebilir hastalıklardır.
Hib menenjit
Beyin ve omuriliğiçevreleyen ve koruyan zarların iltihabına menenjit adı verilir. Menenjit başağrısı, kusma, kabızlık, ense sertliği, kabarık fontanel(bıngıldak), şuurbozuklukları ve yüksek ateş ile seyreden bir hastalıktır. 0-5 yaş arasıçocuklarda görülen bakteriyel menenjitlerin en sık karşılaşılan etkeni Hib dir.Erken ve uygun tedaviye rağmen Hib kaynaklı menenjit vakalarının % 20 sindeişitme kaybı(sağırlık), zeka geriliği, felçler ya da epilepsi ( sara) gibinörolojik komplikasyonlar oluşmakta, %3-8 i ölümle sonuçlanmaktadır. Bu oran gelişmekteolan ülkelerde daha da artmaktadır. Özellikle yuva, kreş ve anaokuluna gidençocuklarda menenjite yakalanma riski evde bakılan çocuklara oranla en az ikikat daha fazladır. Bu nedenle kalabalık ortamlarda bulunan bebek ve çocuklarınmutlaka Hib aşısı ile aşılanması gerekmektedir.
Hib aşısı
Hib aşısı, hemofilusinfluenza tip b mikrobunun parçalanarak etkisiz hale getirilmesi ilehazırlanmış olup, çocukları bu mikropla oluşan hastalıklara karşı etkin birşekilde korumaktadır. Hib aşısı, bebek iki aylık olduktan sonra bir-iki ayarayla 3 doz uygulanmalı ve bebek 18 aylık olunca bir hatırlatma dozu dahayapılmalıdır. 12 aylıktan büyük ( 1 yaşını doldurmuş) bebeklere Hib aşısı tekdoz şeklinde uygulanmakta ve etkin bir korunma sağlamaktadır. Hib aşısının yanetkileri hemen hemen yok gibidir. Aşının koruyuculuğu % 99-100 dür. Hib aşısıtek aşı olarak bulunabileceği gibi, sanofi pasteur tarafından geliştirilenbeşli aşı içerisinde difteri, tetanoz, boğmaca ve inaktive çocuk felci aşısıile birlikte beşli aşı formunda üretilmektedir. Sanofi pasteur tarafındanüretilmiş olan Hib aşısı yine sanofi pasteur tarafından üretilmiş olan difteri,tetanoz, boğmaca ve inaktive çocuk felci aşısı ile aynı enjektörde karıştırılıptek enjeksiyon şeklinde uygulanabilir; ancak diğer firmaların Hib aşılarıkesinlikle sanofi pasteur ün difteri, tetanoz, boğmaca ve inaktive çocukfelci aşısı ile aynı enjektörde karıştırılmamalıdır.
5′li karma aşı
Günümüzde başdöndürücü bir hızla gelişen bilim ve teknoloji sayesinde tedavisi güç ya daimkansız çeşitli hastalıklardan korunmamızı sağlayacak bir çok yeni aşıinsanlığın hizmetine sunulmaktadır. Çocuklarımızın hayatını tehdit edenhastalıklara karşı geliştirilen her yeni aşı yeni bir iğne anlamınagelmektedir. Çok sayıda aşı için defalarca doktora gitmek, defalarcaçocuğumuzun canını yakmayı gerekmektedir.
Bu sorunun çözümü ancak çoksayıda aşının tek enjektörde bir araya getirilerek uygulanması ile mümkündür.Fakat çok sayıda aşının küçük bir hacimde etkinlik ve güvenilirliğinden bir şeykaybetmeden birleştirilmesi çok yüksek bir teknoloji gerektirmektedir.
Bilim dünyasındaki hızlıgelişmenin meydana getirdiği bu soruna sanofi pasteur un yüksek teknolojisiçözüm getirdi. Serum ve aşıda dünya lideri olan sanofi pasteur tarafındanyüksek üretim teknolojisi ile üretilen beşli aşı, tam beş hastalığa karşıtek enjektörde koruma sağlamaktadır. Bu aşı ile difteri, tetanoz, boğmaca,çocuk felci ve menenjit başta olmak üzere Hib kaynaklı enfeksiyonlara karşıvücudun farklı bölgelerinden defalarca aşı yapma gereği de ortadan kalkmıştır.Bebekler doğumu izleyen 2,4,6 ya da 2,3,4 üncü aylarda 3 doz olarak aşılanmalı,18. ayda ek bir hatırlatma dozu uygulanmalıdır. Özel silikon kaplı, inceiğneli enjektörler sayesinde, aşı uygulaması sırasında oluşabilecek ağrıson derece azaltılmaktadır.
KIZAMIK, KIZAMIKÇIK,KABAKULAK
Çocukluk çağının sıkgörülen ve tahmin edildiğinin aksine ciddi boyutları olan ve bu hastalıklarsonucunda gelişen, zatürre, kalp yetmezliği, görme ve işitme kaybı, kısırlık,beyin iltihapları ve benzeri komplikasyonlar nedeniyle bu hastalıklardankorunma büyük önem taşımaktadır.
Kızamık:
Kızamık her yıldünyada bir milyondan fazla çocuğun ölümüne yol açan çok ciddi bir hastalıktır.Hastalık her yaşta görülmekle birlikte özellikle küçük çocuklarda ağırseyretmekte ve ölümle sonuçlanabilmektedir. Hastalık öksürük ve aksırık iledamlacık enfeksiyonu denilen şekilde insandan insana kolayca bulaşmakta ve üstsolunum yolu enfeksiyonu şeklinde başlamaktadır. Kreş,yuva ve okul gibi topluyaşanan yerlerde bulaşma daha çabuk ve sık olmaktadır. Burun akıntısı,aksırmave göz kızarması,en sık karşılaşılan ilk belirtileridir. Daha sonra yüksekateş,öksürük ve vücutta kulak arkasından başlayan kırmızı döküntüler gelişmekteve bu döküntüler baş ve yüzden ,gövde ve kollara ,oradan sırt ve bacaklarayayılım göstermektedir.
Hastalık sırasında genelliklezatürree,kulak iltihapları ve her iki bin çocuktan birinde ise beyiniltihapları oluşabilmektedir. Hastalığın bu tür yan etkileri etkin ve uygun birşekilde tedavi edilmezse ölümcül olabilmekte ve sakatlıklara yolaçabilmektedir.
Kızamıkçık:
Kızamıkçık, damlacık enfeksiyonu yoluyla insandan insana bulaşan ve ateş, boğazağrısı ve vücutta bir kaç gün süren deri döküntülerine neden olabilen birhastalıktır. Hastalık yuva,kreş ve okul gibi kalabalık ortamlarda çok kısasürede bulaşabilmekte ve çocuklarda genellikle hafif geçirilmektedir.
Hastalık ergenlik çağında veerişkinlerde daha ağır seyretmektedir. Birçok genç erişkinde ve büyüktekızamıkçık enfeksiyonu sırasında büyük eklemlerde ağrı ve kızarıklıkla seyredeneklem iltihapları görülür. Eklem sorunları kısa sürede geçer ancak nadirenkronikleştiği de olur.
Kızamıkçığın en önemli veciddi tablosu hamile bayanların kızamıkçığa yakalanması sonucunda ortayaçıkmaktadır. Hamileliğin erken dönemlerinde kızamıkçığa yakalanılırsa bebektekörlük,sağırlık,beyin gelişimi bozuklukları ve zeka geriliği ,kalpbozuklukları, hatta düşükler ve ölü doğumlar görülebilir. Bu nedenle tümkadınların hamile kalmadan önce bir kan testi ile kızamıkçık geçiripgeçirmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Eğer hastalık daha öncegeçirilmediyse tüm bayanların kızamıkçık aşısı ile aşılanmaları ve 1 aysüreyle hamile kalmamaları tavsiye edilmektedir. Aşılanan kişilerin %98 i buhastalığa karşı yaşam boyu korunmaktadırlar.
Kabakulak:
Kabakulak, damlacıkenfeksiyonu ile insandan insana bulaşmakta ve ateş, baş ağrısı, kulak ağrısışeklinde belirtiler veren ve kulak memesi hizasında yanaklarda tek veya çifttaraflı şişliğe neden olan tükürük bezlerinin iltihabıdır.
Hastalık yapan kabakulakvirüsü,vücuda girdikten sonra kan yoluyla yayılmakta ve ayrıca pankreasıniltihaplanmasına ,beyin ve omuriliği saran zarların iltihaplanmasına (menenjit),erkek ve kadınlarda yumurtalıkları iltihaplanmalarına da neden olabilmekte vesağırlık,kısırlık gibi kalıcı hasarlara yol açabilmektedir.
Kızamık, Kızamıkçık,Kabakulak aşısı
Hastalık yapan bu üçvirüsün zayıflatılması ve hastalık yapıcı etkilerinin ortadan kaldırılmasıyoluyla geliştirilen üçlü kızamık, kızamıkçık ve kabakulak karma aşısı,yıllardır tüm dünyada güvenle kullanılmaktadır.
Bebekler anne karnındaykenannenin bu hastalıklara karşı oluşturduğu bağışıklık cisimciklerini(antikorlar) almakta ve bu şekilde yaşamın ilk aylarında doğal olarak korunmaktadırlar.Ancak, anneden geçen bu antikorların yavaş yavaş ortadan kalkması nedeniylebebeklerde 9. aydan itibaren korunma azalmaya başlamaktadır. Bu nedenle,özellikle Kızamık salgını var ise 9. ayda bir doz kızamıkaşısı uygulanabilir. Kızamık, kızamıkçık ve kabakulak karma aşısı, eğer bebeğe9. ayda kızamık aşısı yapılmadıysa 12. aydan itibaren uygulanmalıdır. Fakat 9.ayda kızamık aşısı uygulanmışsa kızamık, kızamıkçık ve kabakulak karma aşısınınyapılma zamanı 15. ay olmalıdır. Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak aşısının tekrardozu 4-6 yaş arasında uygulanmalıdır. Kızamık, kızamıkçık ve kabakulak karmaaşısı olan bebeklerde, nadiren aşıdan 5 ile 12 gün sonra hafif ateş ve bazıhafif deri döküntüleri olabilmekte ve bu belirtiler tedaviye gerek kalmadan1-2 günde kendiliğinden iyileşmektedir. Bu bebeklere doktor tavsiyesiyle biriki gün süreyle ateş düşürücü şurup ya da fitil verilebilir . Kızamık,kızamıkçık ve kabakulak karma aşısı, bu hastalıklardan herhangi birinigeçirmemiş erişkinlere de uygulanabilir. Aşı yapılacak kişinin örneğinönceden kabakulak geçirmiş olması, bu üçlü karma aşının yapılmasını engelleyicibir neden değildir. Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak karmaaşısının hamilelere uygulanmaması gerekir.
HEPATİT B
Hepatit b hastalığı karaciğerin iltihabına neden olan viral bir hastalık olup,hastalık bu virüsü taşıyan anneden bebeğe doğum esnasında bulaşabilmekte vebebekte müzmin hepatit adı verilen karaciğerin iltihaplanmasına, karaciğeryetmezliğine, siroza ve daha sonra karaciğer kanserine yol açmaktadır.
Hepatit b virüsinün dahafarklı bulaşma yolları da mevcut olup bunlar, kan ve kan ürünleri yoluyla(hastalığı taşıyan kişiye uygulanan bir iğnenin sağlam kişiye batması ve kannakli ile) tükürük dahil tüm vücut salgılarıyla ve cinsel ilişki ile deolabilmektedir. Hepatit b hastalığının yayılmasında aile içi geçiş ve kreş,okul gibi toplu yaşanan yerlerde görülen bulaşma oranı önemli bir roloynamaktadır.
Ülkemizde hepatit b konusundayapılan araştırmalar sonucunda yaklaşık 3 milyon kişinin bu hastalığı taşıdığıve her yıl 160. 000 bebeğin bu virüsü taşıyan annelerden doğduğunu ortayakoymaktadır. Bebek, bu virüs ile doğum esnasında göbek kordonu kesilirken temasetmekte ve bu bebeklerin %90 ı kronik(müzmin) taşıyıcı olmaktadırlar.
Hepatit b mikrobu taşıyıcısıolan her yüz bebekten onunun siroz ya da karaciğer kanseri olacağı dikkatealındığında tedavisi olmayan bu hastalığın boyutları korkutucu olmaktadır.Hastalığı taşıyan bireylerin önemli bir bulgu vermemesi bu hastalığınyayılımını kolaylaştırmıştır. Bu nedenle, tüm anne adaylarının hepatit byönünden bir kan testi yaptırmaları, doğacak bebekleri açısından son dereceönemlidir. Bu test sonucunda, anne hepatit b taşıyıcısı çıkarsa bebeğin korumaaltına alınması gerekmektedir. Geç kalındığında ise bu hastalığın tedavisiolmadığından yapılabilecek pek fazla bir şey kalmamaktadır.
Anne adayları, hepatit byönünden taşıyıcı çıkmasa bile, bu hastalığın toplumumuzdaki sıklığıdüşünüldüğünde bebek ve diğer aile bireylerinin mutlaka aşılanması gerçeğiortaya çıkmaktadır. Dünya sağlık örgütü, çok ciddi boyutları olan hepatit bhastalığına karşı aşılamayı 1997 yılı başından itibaren tüm ülkelerde zorunluhale getirmiştir.
Hepatit B aşısı:
Hepatit B virüsü,parçalanarak hastalık yapma kabiliyeti ortadan kaldırılmakta ve etkisiz halegetirilen bu mikrobun bazı bölümleri alınarak hazırlanan aşılar tüm dünyadayaygın olarak kullanılmaktadır. Aşının hastalık yapma ihtimali kesinlikleyoktur.
Günümüzde geliştirilen modernaşılar sayesinde bu hastalığa karşı artık % 100 e yakın bir korunma sözkonusudur. Hepatit B aşısı bebek doğduğunda başlamak üzere 1 ay ara ile 2.doz ve ikinci dozdan 5 ay sonra 3. doz olmak üzere toplam 3 doz olarakuygulanmaktadır. Bulaşma riskinin yüksek olduğu durumlarda hızlı korumasağlayabilmek için 1 ay arayla 3 doz ve ilk dozdan bir yıl sonra uygulanan birhatırlatma dozu şeklinde 4 defa aşı uygulanması da tercih edilebilmektedir.
Bu şema ile oldukça yüksek vekalıcı bir korunma sağlanmaktadır. Hepatit b aşısı için geçerli olan diğer birşema ise 1 ay ara ile uygulanan 2 doz ve ilk dozdan 6 ay sonra uygulananhatırlatma dozu şeklindedir. Aşı adale içerisine ya da cilt altınauygulanabilmekte ve % 100 koruyucu olmaktadır. Hepatit b aşısı ,diğer aşılarile birlikte aynı anda farklı bölgelerden uygulanabilmektedir.
Taşıyıcı anneden doğanbebeklerin tercihen doğduğu gün ya da ilk üç gün içerisinde mutlaka birinci dozaşıyı alması gerekmektedir. Bu aşı sadece bir çocukluk aşısı olmayıp,hepatit b ile temas etme olasılığı olan herkese, yani taşıyıcı olmayan bebek,çocuk, erişkin, yaşlı tüm bireylere uygulanmalıdır. Aşının hiçbir ciddi yanetkisi yoktur.
HEPATİT A
Hepatit A Nedir?
Hepatit, halk arasındabulaşıcı sarılık adıyla bilinen, karaciğerin harabiyeti ile karakterizebulaşıcı bir hastalıktır. Sarılıkla seyreden karaciğer hastalıklarının virüslerde dahil olmak üzere birçok nedeni vardır. Hepatit A, klinik açıdan belirginsarılık ile seyreden hepatit olgularının % 20-40 ını oluşturan yüksek derecede bulaşıcıHepatit A virüsünün neden olduğu bir hastalıktır.
Hepatit A nın belirtileri nelerdir?
Bulaşıcı hastalığın ilk belirtileri ateş, yorgunluk, bulantı, kusma vediyaredir. Bir veya iki hafta sonra karaciğer büyüyebilir ve sarılıkgörülebilir. Sarılık en kolay şekilde gözlerin beyaz kısmında fark edilir.Sarılık sırasında idrar koyulaşır ve dışkının rengi açılır. Hepatit Agenellikle 3-6 hafta sürer, ancak bazı olgularda altı aya kadar devam eden uzunsüreli ya da kötüleşerek tekrarlayan belirtiler olabilir. Hepatit A nın klinikbelirtileri iki yaşın altındaki çocuklarda fark edilmeyebilir. Hastalık ileriyaşlarda görüldüğünde şiddeti ve ölüm riski artar.
Hastalık nasıl yayılır?
Hepatit A virüsü oral-fekal yolla, kişiler arası temasla ya da virüsbulaşmış su veya besinlerin alınmasıyla bulaşır. Virüs vücuda ağız yoluyla,özellikle yiyecek ve içeceklerle girer.
Hepatit A lı olgular hastalanmadan iki hafta önce ve iyileştikten bir haftasonrasına kadar hastalığı bulaştırırlar. Belirti göstermeden hastalığı geçirençocuklar da, hastalığın yayılmasında sessiz birer kaynak oluştururlar.
Kimler risk altındadır?
Hepatit A, en sık sağlık koşullarının kötü olduğu aşırı kalabalıkortamlarda yaşayan kişiler arasında görülür, ancak herkes bu hastalığayakalanabilir ve hastalığı diğer kişilere taşıyabilirler. Dolayısıyla Hepatit Adünya çapında bir problemdir. Salgınlar her yerde oluşabilir. Çocuklarınhijyenik tedbirleri çok iyi bilmemeleri nedeniyle enfeksiyon en yüksek görülmesıklığına çocuklarda ulaşır. Hepatit A, kreş, anaokulu ve okullarda kolaycayayılır.
Aileme nasıl yardımcı olabilirim?
Hastalıktan korunma, ellerin sık sık yıkanması, kontamine olma olasılığıbulunan besinlerin pişirilmesi, suların kaynatılması gibi primer hijyenikönlemleri içerir. Hijyen ve sağlık kurallarına uyulması, bulaşma riskiniazaltabilir, ancak tamamen engelleyemez. Bugün Hepatit A hastalığından tamkorunmanın en etkili yolu, aşılanmadır.
Hepatit A ya karşı neden aşılanmalıyız?
Hepatit A hastalığını geçirmemiş kişilerin korunması için çok önemlinedenler vardır,
Hepatit A karaciğeri etkileyen yaygın bir hastalıktır.
Hastalık, hijyen ve sağlık koşullarının kötü olduğu ortamlarda kolayca yayılır.
Küçük çocuklar bulaşma açısından daha yüksek risk altındadır.
Hastalığa yakalanan bir erişkin, yaklaşık bir ay süreyle işe gidemez; tam olarak iyileşmesi 6 ayı bulabilir.
Hepatit A ya özel bir tedavi yoktur. Vakaların 1/1000 i ölümcül olabilir.
Aşıların etkinliği ve güvenirliği kanıtlanmıştır.
Aşılanma hızlı ve uzun süreli korunma sağlar.
Sadece hastalığı geçirmiş veya aşılanmış kişiler bağışıktır.
Kimler aşılanmalıdır?
Hastalığın bulaşmariski çocuklarda en yüksek düzeydedir ve bağışık olma olasılıkları en azdır. Onedenle küçük çocuklar aşılanmada öncelikli konumdadır.
Hepatit A açısından risk taşıyan, aşağıdaki gruplarda yer alan erişkinlerin deaşılanması gerekir:
Hepatit A nın sık görüldüğü bölgelerde yaşayan bireyler
Kreş, yuva veya okula giden çocukları olan aileler ve bu kuruluşlardaki personel
Gıda işinde çalışanlar
Sağlık çalışanları
Askeri personel
Seyahat edenler
Kronik Hepatit B,C veya diğer kronik karaciğer hastalığı bulunan kişiler
Bakımevlerinde kalan kişiler ve bakıcıları
Aşılanma ne zamanyapılmalıdır?
Aşılama, 1yaşından itibaren her zaman yapılabilir. Aşılama, 6-12 ay ara ile uygulanmaküzere toplam 2 dozdan oluşmalıdır. Özellikle küçük çocukları okula veya kreş, yuva, anaokuluna başlamadan önceaşılamak gerekir.
SU ÇİÇEĞİ
Su çiçeği döküntü ile karakterize,ciltte kalıcı sorunlar yaratan ve izlerbırakan bulaşıcı viral bir hastalıktır. Su çiçeği genellikle hafif seyirli bir hastalık olmakla birlikte hem erişkinlerhem de çocuklarda aşağıdaki komplikasyonlara yol açabilir :
- Ciltte bozukluk ve izlere yol açan süperenfeksiyonlar ( Özellikle yüzdeoluştuğunda rahatsız edici olan kalıcı bozukluk ve izler).
- Hastanede tedavi gerektiren zatürre, ensefalit.
- Bazı vakalarda ölümler.
Su Çiçeği nasılbulaşır?
- İnsandan insanasoluma, öksürme ve hapşırma yoluyla.
- Su çiçeği döküntüleri çok bulaşıcı olduğu için hastayla doğrudan temas yoluyla.
- Çocukların kreş, okul, vb. toplu bulundukları ortamlarda bulaşma çokhızlıdır.
Su çiçeği ne zaman bulaşır?
Döküntülerin ortayaçıkışından 2 gün önce ve 4-5 gün sonrasına kadar hastalık bulaşıcı durumdadır.Döküntülerin görülmesinden 2 gün öncesine kadarkarakteristik klinik belirtilergörülmediğinden su çiçeğinin bulaşması kolay ve sinsi bir süreç izler.
Su çiçeğininbelirtileri nelerdir?
Su çiçeği belirtileri,hasta ile temastan 14 ile 16 gün sonra ortaya çıkmaya başlar. Döküntüden 1-2gün önce baş ağrısı, ateş, karın ağrısıve halsizlik görülür. Kızarıklıklar kafaderisi, yüz ve gövdenin üst kısımlarından başlayıp daha sonra kol ve bacaklarayayılır.
Su çiçeğine karşıkorunmanın yolu nedir?
Su çiçeği ndenkorunmanın yolu su çiçeği aşısı olmaktır. Aşılama, çocuk ya da erişkinlerin buhastalığa karşı korunmasında son derece etkin ve güvenilir bir yoldur.
Su çiçeği aşısı hakkında bilinmesi gerekenler:
Su çiçeği aşısı, etkin bir bağışıklık ve aşılanmış kişilere uzun süreli korumasağlamaktadır. Güvenilir ve iyi tolere edildiği kanıtlanmış olan bu aşı 12aylıktan başlamak üzere her yaştaki insana uygulanabilir. 12 ay – 13 yaş arasıçocuklarda tek doz olarak uygulanır. 13 yaşından büyük çocuklarda ve erişkinlerde en az 1 ay ara ile 2 doz uygulanmalıdır.
Aşılanmanın avantajları nelerdir?
Hastalığın geçirilmesiengellenerek: Yara izleri, süperenfeksiyon gibi cilt bozuklukları yanındahayati tehlike yaratabilen diğer komplikasyon risklerini ortadan kaldırmak, Karantina, okula devamsızlık ve işgücü kayıplarını önlemek, Su çiçeği geçirmemiş çocukları, doğurganlık çağındaki kadınları ya da çocuksahibi anne ve babaları korumak.
PNÖMONİ (ZATÜRRE)
Pnömokok adlı bir bakteri tarafından oluşturulan zatürre,birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de bir hala sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. Bumikrop,damlacık enfeksiyonu şeklinde aksırık ve hapşırıkla hasta insanlardan sağlam kişi ve çocuklara bulaşmakta ve öncelikle akciğerlere yerleşmekte vezatürreeye neden olmaktadır. Hastalık yüksek ateş,öksürük,halsizlik ve solunumyetmezliği oluşturmakta ve bundan da öte vücuda giren mikrobun kan yoluylayayılması sonucunda menenjite neden olabilmektedir. Etkin tedavi edilemeyenbebekler ve çocuklar bu hastalık nedeniyle hayatlarını kaybedebilmektedir.Özellikle yetişkinlerde görülen menenjitlerin % 60-70 nedeni pnömokok adıverilen bu mikroptur. Son zamanlarda oldukça artan bilinçsiz ve doktor kontrolsüz antibiyotik kullanımı bu mikrobun ilaçlara karşı direncini arttırmış ve sonuçta bir çok antibiyotik bu mikroba karşı etkisiz kalmıştır. Bu nedenlepnömokokların meydana getirdiği zatürre ve mikroba bağlı beyin iltihaplarından korunmada tek ve en güvenilir yol kişilerin aşılanmasıdır.
Pnömokok aşısı:
Pnömokok aşıları, buhastalığı meydana getiren başlıca mikropların etkisiz hale getirilmesi ile hazırlanan karma aşılardır. Pnömokok aşıları, konjüge (PCV) ve polisakkarid(PPV) olmak üzere 2 çeşittir. PCV, 2 aylıktan itibaren uygulanabilen ve 2-4-6.aylarda 3 doz ve 12-15. aylar arasında uygulanan tekrar doz olmak üzere toplam4 doz uygulanmalıdır. PCV aşısı, çocuklarda hastalığa en çok neden olan 7pnömokok tipine karşı koruma sağlamaktadır. PPV, 2 yaşından itibarenuygulanabilen ve tek doz uygulanması önerilen bir aşıdır. Çocuklarda ve erişkinlerde hastalığa en çok neden olan 23 pnömokok tipine karşı korumasağlamaktadır, bu tipler % 95 sıklıkla görülen mikrop tipleridir. PPV,özellikle pnömokokların neden olduğu hastalıklara karşı risk altında olan,özellikle dalağı alınmış ya da bağışıklık sistemi baskılanmış kişilere önerilmektedir.
GRİP
Grip hastalığı genellikle sonbahar ve kış aylarında sıklıkla görülen ancakhalkımız tarafından pek önemsenmeyen bir hastalıktır. Damlacık enfeksiyonuyoluyla hasta ve taşıyıcı insanlardan sağlam insanlara bulaşan bu mikrop, çokkısa süre içerisinde akciğerlere yerleşmekte ve ağır tablolara nedenolmaktadır.
Yüksek ateş, öksürük,bitkinlik, eklem ve baş ağrıları şeklinde kendisini gösteren bu hastalığınbilinen bir etkin tedavisi yoktur. C vitamini, iyi beslenme ve soğuktankorunmanın hastalık tedavisinde ve korunmasında yeri yoktur. Başta astımlıçocuklar olmak üzere kronik akciğer, kalp, böbrek hastalığı olanlar ile şekerhastası olan çocuk ve erişkinlerin bu hastalıktan mutlaka korunmalarıgerekmektedir. Akciğerlerde harabiyete ve vücudun savunma sistemlerindeyetersizliğe neden olan bu virüs, daha sonra vücuda yerleşecek diğer mikroplarazemin hazırlamakta ve hastalar bu nedenle risk altında kalmaktadır. Hastalığınkendisi ya da eklenen diğer fırsatçı mikropları oluşturduğu enfeksiyonlar nedeniyle vücut bitap düşmekte ve başka bir kronik hastalığı olan çocuk veerişkinler maalesef kaybedilebilmektedir. Hastalığın bir başka özelliği de,hastalanan kişilerin mutlaka kesin yatak istirahatine gereksinim duymalarınedeniyle işe ve okula devamsızlık nedenleri arasında birinci sırayı almasıdır.Tedavisi olmayan bu viral hastalıktan ancak aşı ile korunmak mümkündür. Griphastalığının tüm topluma yayılmasında en önemli etken olan okul, işyeri, kreş,kışla gibi toplu yaşam yerlerinde bulunan kişilerin mutlaka aşılanması önerilmektedir.
Grip aşısı:
Grip virüsükendini sürekli olarak değiştirebilen bir virüstür. Grip virüsü hemen hersene değiştiği için gribe karşı kalıcı bağışıklık gelişemez ve tekrar tekrar grip geçirebiliriz. Sürekli değişen virüs Dünya Sağlık Örgütü tarafındanyakından takip edilir ve Dünya Sağlık Örgütü her yıl salgın yapması beklenen virüsleri tespit ederek gelecek yıl hastalık yapacak olanvirüslere karşı hazırlanan özel aşıları önermektedir. Aşı her yıl yenilenmekte ve o yıl salgın yapması beklenen grip tiplerini içermektedir. Grip aşılarının çeşitli tipleri vardır. Ancak özellikle çocuklarda hemen hemen hiçbir ciddi yan etkisi olmayan split (ayrıştırılmış-parçalanmış) aşıkullanılmalıdır. Risk altında olan bireylerin ve okul çocuklarının özellikleaşılanması gereklidir. Grip aşısı kullanımında yaş gruplarına göre bazıfarklılıklar vardır:
6ay-3 yaş arası çocuklarda : ilkkez yapılıyorsa : Bir ay ara ile 2 yarım doz uygulanır. Daha önce grip aşısıile aşılanmış çocuklarda :1 yarım doz yapılır.
3-9 yaş arası çocuklarda :ilk kez yapılıyorsa :bir ay ara ile 2 tam doz uygulanır. Daha önce grip aşısıile aşılanmış çocuklarda :1 tam doz yapılır.
10 yaş üstü erişkin ve çocuklara ilk kez uygulanacaksa bile her yıl tek doz uygulanmaktadır.
VEREM (TÜBERKÜLOZ)
Tüberküloz ya da halkarasında verem (ince hastalık) olarak bilinen ve her yaşta görülen buhastalığın, ağır ve ciddi sonuçları olabilmektedir. Damlacık enfeksiyonuşeklinde solunum yoluyla giren mikrop, akciğerlere yerleşmekte ve oradan dabeyin zarına, kemik iliğine ve lenf bezlerine yayılabilmektedir. Bu durumözellikle çocuklarda ölüme kadar gidebilen çok ağır tablolar oluşturmaktadır.Tedavisinin çok uzun süreli olması ve bir çok ilacın bir arada kullanılmasınıngerekliliği ise hastalığın bir başka yönüdür. Verem hastalığı, iyileşmesonrasında bile yaşam boyu süren solunum sistemi bozuklukları, zeka geriliği vesakatlıklar gibi çok önemli kalıcı hasarlara neden olabilmektedir.
Verem aşısı ( BCG)
Verem aşısı ( BCG) doğumdan sonra 3. ay içerisinde tek doz şeklinde uygulanmalıdır. Daha sonra,ilkokul 1. ve 5. sınıflar ile Lise 3. sınıflarda BCG aşısı hatırlatma (rapel ) dozu yapılmalıdır. Aşı omuz bölgesinden cilt içine özel bir iğne ileuygulanmaktadır. Aşı yerinde 2-4 hafta sonra hafif bir yara oluşmakta ve bu yara kendiliğinden iyileşmektedir. Bu durum genellikle tedavi gerektirmemektedir, ancak bir hekimin tavsiyesinin alınmasında fayda vardır.
Çocuk Hastalıkları
DİFTERİ, BOĞMACA,TETANOZ
Çocukluk döneminin ağır ve ciddi hastalıklarından olan difteri, boğmaca ve tetanoz hastalıkları yapılan geniş aşılama çalışmaları ile önemli derecede ortadan kaldırılmış olmakla birlikte maalesef tüm çabalara rağmen buhastalıkların kökü kazınamamıştır. Bu üç hastalık artık ender olarak görülse dehastalığın ciddiyeti, olumsuz sonuçları ve ölümlere yol açması bu hastalıklarakarşı aşılamanın önemini açıklamaktadır.
Difteri:
Difteri, salya vetükürük gibi salyalarla temas edilmesi veya bu mikropla kirlenmiş maddelerin(oyuncak vb. ) ağıza götürülmesiyle ve solunum yoluyla bulaşmaktadır.
Difterimikrobu çok güçlü bir zehir salgılayarak burunda ve boğazda solunumu engelleyici bir enfeksiyona, kalp yetmezliğine, sinir sisteminde hasarlaraneden olabilir. Hastalanan her on kişiden birisi maalesef her türlü tedaviye rağmen hayatını kaybetmektedir.
Boğmaca:
Boğmaca tüm yaşlardave hatta erişkinlerde bile ortaya çıkabilen,nefes almayı engelleyecek biçimdeöksürük nöbetlerine neden olan bir hastalıktır. Bu öksürük nöbetleri 6-12 haftaarasında sürmekte ve bu nöbetlerin ardından birçok çocukta kilo kayıplarına bile neden olabilen kusmalar görülmektedir. Ayrıca, boğmaca 1 yaş altındakiçocuklarda daha sık olmak üzere zatürreeye,beyin ve göz içi kanamalarına ve ölümlere neden olabilmektedir.
Tetanoz:
Tetanoz mikrobu,genellikle toprakta yaşayan, vücuda çok küçük yara ve kesiklerden dahigirebilen bir mikroptur. Mikrop salgıladığı “tetanoz zehri” ileomuriliğe ve sinir sistemine zarar vermekte ve gelişmiş tüm tedavi olanaklarınarağmen hala 10 hastadan 6 sının ölümüne yol açmaktadır. Oksijensiz ortamdayaşayan bu mikrop paslı çivi, bıçak gibi maddelerin yanı sıra cam kesiği,hayvan pisliği ve açık yaraların toprakla temas etmesi ve sonucunda insanlarabulaşmaktadır.
Tetanoz hastalığı en sıkyaşamın birinci ayının bitiminden önce görülmekte ve “yeni doğantetanozu” adını almaktadır. Yeni doğan bebekler, tetanoz mikrobuyla yasağlıksız şartlardaki doğum esnasında yada doğum sonrası göbek bağının sterilolmayan koşullarda kesilmesi nedeniyle karşılaşmaktadır. Doğum sonrasındagöbek kordonunun mikropla temas etmiş bıçak, jilet ve hatta cam ile kesilmesisonucunda bebeğe bulaşmakta ve kana karışan mikroplar yoluyla hastalık ortayaçıkmaktadır. Bu bebeklerin hemen hepsi her türlü tedaviye rağmen daha yaşamınilk günlerinde ölmektedirler.
Tetanoz hastalığınınbebeklerdeki en önemli üç belirtisi; emme güçlüğü kasılmalar ve teskinedilemeyen ağlamadır. Bebekleri yeni doğan tetanosundan korumak için, anneadaylarının gebeliklerinin 3. ayından sonra mutlaka tetanoz aşısı olmalarıgerekmektedir. Tetanoz aşısı hem anneyi hem de bebeği koruyacağı gibi neanne nede doğacak bebeğine karşı zararlı bir etkisi olmaz. İster hastanede,ister farklı bir ortam ve koşulda doğum yapılacak olsun tüm anne adaylarınınaşılanması gereklidir. Bu uygulama devletimizin sağlık politikasıdır.
Difteri, boğmaca vetetanoz aşısı (3 lü karma aşı)
Karma aşılar,çocukları difteri, boğmaca ve tetanoz hastalıklarına karşı korumak içinuygulanmaktadır. Yeni doğan bir bebek, yaşamını ikinci ayından itibaren 1-2 ayarayla 3 kez aşılanmalı ve ardından 18. ayda bir hatırlatma dozu yapılmalıdır.3lü karma aşının tekrar dozu 4-6 yaş arasında, Çocuk Felci aşısıyla birlikteuygulanmalıdır. İlkokul 1. sınıfında ise boğmaca çıkarılarak, sadecedifteri-tetanoz karma aşısı yapılmalıdır. (Bu dönemde ayrıca verem, çocuk felciaşıları uygulanmalıdır. Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak aşısının 2.dozu 4-6yaş arasında uygulanmadıysa bu dönemde uygulanabilir.) Gelişen bilim ve teknoloji,çoksayıda hastalığa karşı tek enjeksiyon ile koruma sağlamaya yönelik yeni aşılarıgeliştirme çabasındadır.
Günümüzde difteri, boğmaca vetetanoz aşılarına çocuk felci ve hib menenjit aşısı eklenerek oluşturulan ilkbeşli aşı sanofi pasteur tarafından geliştirilerek kullanımasunulmuştur. Bu aşı ilerdeki bölümlerimizde ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Aşıkola ya da bacağın ön kısmına adale içi yolla ya da cilt altınauygulanmaktadır.
ÇOCUK FELCİ (POLIOMIYELIT)
Çocuk felcihastalığının nedeni, polio virüsü denilen bir mikroptur. Çevre koşularının kötüolduğu yerlerde suların, besinlerin mikroplu dışkı ile kirlenmesi ve kalabalıkortamlarda havaya yayılan mikropların solunmasıyla bulaşır. Hastalığa yakalanançocuklarda hafif ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, bulantı -kusma gibi herhastalıkta görülebilecek ortak bulgular mevcuttur. Bazı çocuklarda hastalık bubulgularla sınırlı kalırken , bazılarında ise kalıcı felçler meydanagelmektedir. Felçler çok tipik olarak yumuşaktır.Yani kaslar sert ve kasılmışdurumda değildir.
Felçler genel olarak, çocuğun kendini ayağa kaldırmasında veyürümesinde güçlük şeklinde ilk bulgularını verir. Çoğu hastada felç olan bacakya da kolda duyu kaybı yoktur. İğne batırıldığında bunu hissederler. Biryaşından büyük yaş grubundaki hassas çocuklar ve yetişkinler mikrobukaptıklarında felç gelişmesi açısından daha büyük risk altındadırlar. Felçgelişen hastalarda ölüm oranı %2 ile % 20 arasında değişmekte ancak beyindekisolunum merkezinin etkilenmesiyle bu oran % 40 a kadar çıkabilmektedir.
Çocuk felci hastalığının çiçekhastalığında olduğu gibi ülkemizde ve tüm dünyada kökünün kazınması için yoğunçalışmalar yapılmaktadır. Tedavisi bulunmayan , kalıcı sakatlıklar veölümlere neden olan bu hastalığın kökünün kazınması , ancak aşılanma ilemümkündür. Hem bu açıdan hem de virüsün çevremizde yaygın olarak bulunmasınedeniyle çocuk felci aşılamasının önemi oldukça artmaktadır.
Çocuk felci aşıları:
Günümüzde çocuk felcihastalığına karşı kullanılan iki farklı aşı vardır. İnaktive çocuk felci aşısı(enjeksiyon şeklinde uygulanır ) ve oral çocuk felci aşısı (ağızdan damlaşeklinde verilir. ) inaktive çocuk felci aşısı ölü aşıdır. Son derece güvenlive etkin olması en önemli özelliğidir. Yaşamın ikinci ayından başlayarak 1- 2ay arayla toplam 3 doz enjeksiyon şeklinde uygulanır. Bebek 18 aylık olduğundabir hatırlatma dozu daha yapılmalıdır.
İnaktive çocukfelci aşısı sanofi pasteur tarafından geliştirilen beşli aşı içerisindedifteri, tetanoz, boğmaca ve hib aşıları birlikte bulunmaktadır. Baştasanayileşmiş ülkeler olmak üzere bir çok ülkede yaygın olarak kullanılmaktadır.Çocuk felcine karşı bireysel korunmanın sağlanmasında vazgeçilmez bir aşıdır.
Canlı bir aşı olan oral çocukfelci aşısı ağızdan damla şeklinde verilerek uygulanmaktadır. Oldukça etkin biraşı olmakla birlikte aşının verilmesi sırasında çocuğun kusması ya da tükürmesigibi durumlardan olumsuz etkilenebilmektedir. Aşı uygulanması esnasında ishaliolan bebeklere bir ay sonra bir doz aşının daha uygulanması tavsiye edilmektedir.Çocuk felcine karşı toplumsal korunmanın sağlanmasında önemi vardır.
İnaktive ve oral çocukfelci aşılarının birlikte kullanımı
Yapılan çalışmalar, buhastalığa karşı en iyi korunmanın inaktive ve oral çocuk felci aşılarınınardışık kullanılması ile sağlanabileceğini göstermektedir. Ardışık kullanımönce inaktive, ardından oral olmak üzere çocuğa farklı zamanlarda her ikiaşının da verilmesi prensibine dayanır. Birçok ülkede tercih edilen buuygulama; aşılamaya 2,4,6 ya da 2,3,4. Aylarda beşli aşı ile başlanan çocuklara18. Aydaki hatırlatıcı dozun ağızdan oral aşı şeklinde verilmesi ilegerçekleştirilmektedir. İnaktive ve oral çocuk felci aşılarını ardışıkkullanmanın sağladığı en büyük avantaj, beşli aşıların içinde bulunan inaktiveaşı ile önce bireysel korunmanın sağlanması, daha sonra oral aşı ile toplumsalkorunmanın sağlanmasıdır. Böylece çocuk felci hastalığına karşı hem bireyde hemde toplumda çok güçlü ve kalıcı bir bağışıklama sağlanması mümkün olur. Çocukfelci aşılarının her iki çeşidi de difteri, tetanoz, boğmaca ve diğer çocuklukaşıları ile birlikte ve aynı gün uygulanabilir. Aşı uygulanmasından sonraannelerin bebeklerini emzirmesinde herhangi bir sakınca yoktur. Aşıdan hemensonra dahi bebeğe mama,süt ve diğer besinler verilebilir,herhangi bir sürekısıtlaması yoktur.
HEMOFILUSINFLUENZA TİP B (HİB)
Hib (hemofilus influenza tip b ) 5 yaş altındaki çocuklarda sık görülen vebaşta menenjit olmak üzere ölümle sonuçlanabilen birçok ağır hastalığa nedenolan bir bakteridir. Hib kaynaklı enfeksiyonlar, 5 yaş altındaki her çocuk içinciddi bir tehdit oluşturmaktadır, çünkü; Özellikle 2 yaş altındaki bebeklerde vücudun kendini enfeksiyonlardan koruyanbağışıklık sistemi tam olarak gelişmemiştir. Bu nedenle çocuklar aşılanarakkorunma altına alınmalıdır.
5 yaş altındaki çocuklardagörülen bakteriyel menenjitlerin en sık nedeni Hib dir.
Hib nasıl bulaşır, nasıl yayılır?
5 yaş altındaki her 100 çocuktan 5 i Hib bakterisini taşımaktadır. Hibenfeksiyonlarına yakalanan ya da sadece taşıyıcı olan çocukların solunumyollarında ve tükürüklerinde bol miktarda bulunan bakteriler öksürük, aksırıkgibi yollarla dış ortama atılırlar. Sağlıklı çocukların ortamda bulunan Hibbakterilerini soluması ile hastalık damlacık enfeksiyonu şeklinde kolaycabulaşır. Özellikle kreş ve ana okullarındaki çocuklarda Hib enfeksiyonunayakalanma riski daha fazladır.
Hib nasıl hastalıkyapar?
Damlacık enfeksiyonuile alınan Hib bakterileri, çocukların boğazında çoğaldıktan sonra kandolaşımına geçerek farklı organlara yayılabilir ve yerleştiği organ veyabölgede hastalık yapar. Örneğin Hib beyin zarlarında yerleşirse menenjite,akciğerlerde zatürreye ya da kulakta orta kulak iltihabına neden olur.
Hib hangi hastalıklara neden olur?
Hib, başta menenjit olmak üzere zatürre, kas ve eklem iltihabı, orta kulakiltihabı, sinüzit, yutak iltihabı gibi çeşitli enfeksiyon hastalıklarındansorumlu olabilmektedir. Hib enfeksiyonları aşı ile önlenebilir hastalıklardır.
Hib menenjit
Beyin ve omuriliğiçevreleyen ve koruyan zarların iltihabına menenjit adı verilir. Menenjit başağrısı, kusma, kabızlık, ense sertliği, kabarık fontanel(bıngıldak), şuurbozuklukları ve yüksek ateş ile seyreden bir hastalıktır. 0-5 yaş arasıçocuklarda görülen bakteriyel menenjitlerin en sık karşılaşılan etkeni Hib dir.Erken ve uygun tedaviye rağmen Hib kaynaklı menenjit vakalarının % 20 sindeişitme kaybı(sağırlık), zeka geriliği, felçler ya da epilepsi ( sara) gibinörolojik komplikasyonlar oluşmakta, %3-8 i ölümle sonuçlanmaktadır. Bu oran gelişmekteolan ülkelerde daha da artmaktadır. Özellikle yuva, kreş ve anaokuluna gidençocuklarda menenjite yakalanma riski evde bakılan çocuklara oranla en az ikikat daha fazladır. Bu nedenle kalabalık ortamlarda bulunan bebek ve çocuklarınmutlaka Hib aşısı ile aşılanması gerekmektedir.
Hib aşısı
Hib aşısı, hemofilusinfluenza tip b mikrobunun parçalanarak etkisiz hale getirilmesi ilehazırlanmış olup, çocukları bu mikropla oluşan hastalıklara karşı etkin birşekilde korumaktadır. Hib aşısı, bebek iki aylık olduktan sonra bir-iki ayarayla 3 doz uygulanmalı ve bebek 18 aylık olunca bir hatırlatma dozu dahayapılmalıdır. 12 aylıktan büyük ( 1 yaşını doldurmuş) bebeklere Hib aşısı tekdoz şeklinde uygulanmakta ve etkin bir korunma sağlamaktadır. Hib aşısının yanetkileri hemen hemen yok gibidir. Aşının koruyuculuğu % 99-100 dür. Hib aşısıtek aşı olarak bulunabileceği gibi, sanofi pasteur tarafından geliştirilenbeşli aşı içerisinde difteri, tetanoz, boğmaca ve inaktive çocuk felci aşısıile birlikte beşli aşı formunda üretilmektedir. Sanofi pasteur tarafındanüretilmiş olan Hib aşısı yine sanofi pasteur tarafından üretilmiş olan difteri,tetanoz, boğmaca ve inaktive çocuk felci aşısı ile aynı enjektörde karıştırılıptek enjeksiyon şeklinde uygulanabilir; ancak diğer firmaların Hib aşılarıkesinlikle sanofi pasteur ün difteri, tetanoz, boğmaca ve inaktive çocukfelci aşısı ile aynı enjektörde karıştırılmamalıdır.
5′li karma aşı
Günümüzde başdöndürücü bir hızla gelişen bilim ve teknoloji sayesinde tedavisi güç ya daimkansız çeşitli hastalıklardan korunmamızı sağlayacak bir çok yeni aşıinsanlığın hizmetine sunulmaktadır. Çocuklarımızın hayatını tehdit edenhastalıklara karşı geliştirilen her yeni aşı yeni bir iğne anlamınagelmektedir. Çok sayıda aşı için defalarca doktora gitmek, defalarcaçocuğumuzun canını yakmayı gerekmektedir.
Bu sorunun çözümü ancak çoksayıda aşının tek enjektörde bir araya getirilerek uygulanması ile mümkündür.Fakat çok sayıda aşının küçük bir hacimde etkinlik ve güvenilirliğinden bir şeykaybetmeden birleştirilmesi çok yüksek bir teknoloji gerektirmektedir.
Bilim dünyasındaki hızlıgelişmenin meydana getirdiği bu soruna sanofi pasteur un yüksek teknolojisiçözüm getirdi. Serum ve aşıda dünya lideri olan sanofi pasteur tarafındanyüksek üretim teknolojisi ile üretilen beşli aşı, tam beş hastalığa karşıtek enjektörde koruma sağlamaktadır. Bu aşı ile difteri, tetanoz, boğmaca,çocuk felci ve menenjit başta olmak üzere Hib kaynaklı enfeksiyonlara karşıvücudun farklı bölgelerinden defalarca aşı yapma gereği de ortadan kalkmıştır.Bebekler doğumu izleyen 2,4,6 ya da 2,3,4 üncü aylarda 3 doz olarak aşılanmalı,18. ayda ek bir hatırlatma dozu uygulanmalıdır. Özel silikon kaplı, inceiğneli enjektörler sayesinde, aşı uygulaması sırasında oluşabilecek ağrıson derece azaltılmaktadır.
KIZAMIK, KIZAMIKÇIK,KABAKULAK
Çocukluk çağının sıkgörülen ve tahmin edildiğinin aksine ciddi boyutları olan ve bu hastalıklarsonucunda gelişen, zatürre, kalp yetmezliği, görme ve işitme kaybı, kısırlık,beyin iltihapları ve benzeri komplikasyonlar nedeniyle bu hastalıklardankorunma büyük önem taşımaktadır.
Kızamık:
Kızamık her yıldünyada bir milyondan fazla çocuğun ölümüne yol açan çok ciddi bir hastalıktır.Hastalık her yaşta görülmekle birlikte özellikle küçük çocuklarda ağırseyretmekte ve ölümle sonuçlanabilmektedir. Hastalık öksürük ve aksırık iledamlacık enfeksiyonu denilen şekilde insandan insana kolayca bulaşmakta ve üstsolunum yolu enfeksiyonu şeklinde başlamaktadır. Kreş,yuva ve okul gibi topluyaşanan yerlerde bulaşma daha çabuk ve sık olmaktadır. Burun akıntısı,aksırmave göz kızarması,en sık karşılaşılan ilk belirtileridir. Daha sonra yüksekateş,öksürük ve vücutta kulak arkasından başlayan kırmızı döküntüler gelişmekteve bu döküntüler baş ve yüzden ,gövde ve kollara ,oradan sırt ve bacaklarayayılım göstermektedir.
Hastalık sırasında genelliklezatürree,kulak iltihapları ve her iki bin çocuktan birinde ise beyiniltihapları oluşabilmektedir. Hastalığın bu tür yan etkileri etkin ve uygun birşekilde tedavi edilmezse ölümcül olabilmekte ve sakatlıklara yolaçabilmektedir.
Kızamıkçık:
Kızamıkçık, damlacık enfeksiyonu yoluyla insandan insana bulaşan ve ateş, boğazağrısı ve vücutta bir kaç gün süren deri döküntülerine neden olabilen birhastalıktır. Hastalık yuva,kreş ve okul gibi kalabalık ortamlarda çok kısasürede bulaşabilmekte ve çocuklarda genellikle hafif geçirilmektedir.
Hastalık ergenlik çağında veerişkinlerde daha ağır seyretmektedir. Birçok genç erişkinde ve büyüktekızamıkçık enfeksiyonu sırasında büyük eklemlerde ağrı ve kızarıklıkla seyredeneklem iltihapları görülür. Eklem sorunları kısa sürede geçer ancak nadirenkronikleştiği de olur.
Kızamıkçığın en önemli veciddi tablosu hamile bayanların kızamıkçığa yakalanması sonucunda ortayaçıkmaktadır. Hamileliğin erken dönemlerinde kızamıkçığa yakalanılırsa bebektekörlük,sağırlık,beyin gelişimi bozuklukları ve zeka geriliği ,kalpbozuklukları, hatta düşükler ve ölü doğumlar görülebilir. Bu nedenle tümkadınların hamile kalmadan önce bir kan testi ile kızamıkçık geçiripgeçirmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Eğer hastalık daha öncegeçirilmediyse tüm bayanların kızamıkçık aşısı ile aşılanmaları ve 1 aysüreyle hamile kalmamaları tavsiye edilmektedir. Aşılanan kişilerin %98 i buhastalığa karşı yaşam boyu korunmaktadırlar.
Kabakulak:
Kabakulak, damlacıkenfeksiyonu ile insandan insana bulaşmakta ve ateş, baş ağrısı, kulak ağrısışeklinde belirtiler veren ve kulak memesi hizasında yanaklarda tek veya çifttaraflı şişliğe neden olan tükürük bezlerinin iltihabıdır.
Hastalık yapan kabakulakvirüsü,vücuda girdikten sonra kan yoluyla yayılmakta ve ayrıca pankreasıniltihaplanmasına ,beyin ve omuriliği saran zarların iltihaplanmasına (menenjit),erkek ve kadınlarda yumurtalıkları iltihaplanmalarına da neden olabilmekte vesağırlık,kısırlık gibi kalıcı hasarlara yol açabilmektedir.
Kızamık, Kızamıkçık,Kabakulak aşısı
Hastalık yapan bu üçvirüsün zayıflatılması ve hastalık yapıcı etkilerinin ortadan kaldırılmasıyoluyla geliştirilen üçlü kızamık, kızamıkçık ve kabakulak karma aşısı,yıllardır tüm dünyada güvenle kullanılmaktadır.
Bebekler anne karnındaykenannenin bu hastalıklara karşı oluşturduğu bağışıklık cisimciklerini(antikorlar) almakta ve bu şekilde yaşamın ilk aylarında doğal olarak korunmaktadırlar.Ancak, anneden geçen bu antikorların yavaş yavaş ortadan kalkması nedeniylebebeklerde 9. aydan itibaren korunma azalmaya başlamaktadır. Bu nedenle,özellikle Kızamık salgını var ise 9. ayda bir doz kızamıkaşısı uygulanabilir. Kızamık, kızamıkçık ve kabakulak karma aşısı, eğer bebeğe9. ayda kızamık aşısı yapılmadıysa 12. aydan itibaren uygulanmalıdır. Fakat 9.ayda kızamık aşısı uygulanmışsa kızamık, kızamıkçık ve kabakulak karma aşısınınyapılma zamanı 15. ay olmalıdır. Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak aşısının tekrardozu 4-6 yaş arasında uygulanmalıdır. Kızamık, kızamıkçık ve kabakulak karmaaşısı olan bebeklerde, nadiren aşıdan 5 ile 12 gün sonra hafif ateş ve bazıhafif deri döküntüleri olabilmekte ve bu belirtiler tedaviye gerek kalmadan1-2 günde kendiliğinden iyileşmektedir. Bu bebeklere doktor tavsiyesiyle biriki gün süreyle ateş düşürücü şurup ya da fitil verilebilir . Kızamık,kızamıkçık ve kabakulak karma aşısı, bu hastalıklardan herhangi birinigeçirmemiş erişkinlere de uygulanabilir. Aşı yapılacak kişinin örneğinönceden kabakulak geçirmiş olması, bu üçlü karma aşının yapılmasını engelleyicibir neden değildir. Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak karmaaşısının hamilelere uygulanmaması gerekir.
HEPATİT B
Hepatit b hastalığı karaciğerin iltihabına neden olan viral bir hastalık olup,hastalık bu virüsü taşıyan anneden bebeğe doğum esnasında bulaşabilmekte vebebekte müzmin hepatit adı verilen karaciğerin iltihaplanmasına, karaciğeryetmezliğine, siroza ve daha sonra karaciğer kanserine yol açmaktadır.
Hepatit b virüsinün dahafarklı bulaşma yolları da mevcut olup bunlar, kan ve kan ürünleri yoluyla(hastalığı taşıyan kişiye uygulanan bir iğnenin sağlam kişiye batması ve kannakli ile) tükürük dahil tüm vücut salgılarıyla ve cinsel ilişki ile deolabilmektedir. Hepatit b hastalığının yayılmasında aile içi geçiş ve kreş,okul gibi toplu yaşanan yerlerde görülen bulaşma oranı önemli bir roloynamaktadır.
Ülkemizde hepatit b konusundayapılan araştırmalar sonucunda yaklaşık 3 milyon kişinin bu hastalığı taşıdığıve her yıl 160. 000 bebeğin bu virüsü taşıyan annelerden doğduğunu ortayakoymaktadır. Bebek, bu virüs ile doğum esnasında göbek kordonu kesilirken temasetmekte ve bu bebeklerin %90 ı kronik(müzmin) taşıyıcı olmaktadırlar.
Hepatit b mikrobu taşıyıcısıolan her yüz bebekten onunun siroz ya da karaciğer kanseri olacağı dikkatealındığında tedavisi olmayan bu hastalığın boyutları korkutucu olmaktadır.Hastalığı taşıyan bireylerin önemli bir bulgu vermemesi bu hastalığınyayılımını kolaylaştırmıştır. Bu nedenle, tüm anne adaylarının hepatit byönünden bir kan testi yaptırmaları, doğacak bebekleri açısından son dereceönemlidir. Bu test sonucunda, anne hepatit b taşıyıcısı çıkarsa bebeğin korumaaltına alınması gerekmektedir. Geç kalındığında ise bu hastalığın tedavisiolmadığından yapılabilecek pek fazla bir şey kalmamaktadır.
Anne adayları, hepatit byönünden taşıyıcı çıkmasa bile, bu hastalığın toplumumuzdaki sıklığıdüşünüldüğünde bebek ve diğer aile bireylerinin mutlaka aşılanması gerçeğiortaya çıkmaktadır. Dünya sağlık örgütü, çok ciddi boyutları olan hepatit bhastalığına karşı aşılamayı 1997 yılı başından itibaren tüm ülkelerde zorunluhale getirmiştir.
Hepatit B aşısı:
Hepatit B virüsü,parçalanarak hastalık yapma kabiliyeti ortadan kaldırılmakta ve etkisiz halegetirilen bu mikrobun bazı bölümleri alınarak hazırlanan aşılar tüm dünyadayaygın olarak kullanılmaktadır. Aşının hastalık yapma ihtimali kesinlikleyoktur.
Günümüzde geliştirilen modernaşılar sayesinde bu hastalığa karşı artık % 100 e yakın bir korunma sözkonusudur. Hepatit B aşısı bebek doğduğunda başlamak üzere 1 ay ara ile 2.doz ve ikinci dozdan 5 ay sonra 3. doz olmak üzere toplam 3 doz olarakuygulanmaktadır. Bulaşma riskinin yüksek olduğu durumlarda hızlı korumasağlayabilmek için 1 ay arayla 3 doz ve ilk dozdan bir yıl sonra uygulanan birhatırlatma dozu şeklinde 4 defa aşı uygulanması da tercih edilebilmektedir.
Bu şema ile oldukça yüksek vekalıcı bir korunma sağlanmaktadır. Hepatit b aşısı için geçerli olan diğer birşema ise 1 ay ara ile uygulanan 2 doz ve ilk dozdan 6 ay sonra uygulananhatırlatma dozu şeklindedir. Aşı adale içerisine ya da cilt altınauygulanabilmekte ve % 100 koruyucu olmaktadır. Hepatit b aşısı ,diğer aşılarile birlikte aynı anda farklı bölgelerden uygulanabilmektedir.
Taşıyıcı anneden doğanbebeklerin tercihen doğduğu gün ya da ilk üç gün içerisinde mutlaka birinci dozaşıyı alması gerekmektedir. Bu aşı sadece bir çocukluk aşısı olmayıp,hepatit b ile temas etme olasılığı olan herkese, yani taşıyıcı olmayan bebek,çocuk, erişkin, yaşlı tüm bireylere uygulanmalıdır. Aşının hiçbir ciddi yanetkisi yoktur.
HEPATİT A
Hepatit A Nedir?
Hepatit, halk arasındabulaşıcı sarılık adıyla bilinen, karaciğerin harabiyeti ile karakterizebulaşıcı bir hastalıktır. Sarılıkla seyreden karaciğer hastalıklarının virüslerde dahil olmak üzere birçok nedeni vardır. Hepatit A, klinik açıdan belirginsarılık ile seyreden hepatit olgularının % 20-40 ını oluşturan yüksek derecede bulaşıcıHepatit A virüsünün neden olduğu bir hastalıktır.
Hepatit A nın belirtileri nelerdir?
Bulaşıcı hastalığın ilk belirtileri ateş, yorgunluk, bulantı, kusma vediyaredir. Bir veya iki hafta sonra karaciğer büyüyebilir ve sarılıkgörülebilir. Sarılık en kolay şekilde gözlerin beyaz kısmında fark edilir.Sarılık sırasında idrar koyulaşır ve dışkının rengi açılır. Hepatit Agenellikle 3-6 hafta sürer, ancak bazı olgularda altı aya kadar devam eden uzunsüreli ya da kötüleşerek tekrarlayan belirtiler olabilir. Hepatit A nın klinikbelirtileri iki yaşın altındaki çocuklarda fark edilmeyebilir. Hastalık ileriyaşlarda görüldüğünde şiddeti ve ölüm riski artar.
Hastalık nasıl yayılır?
Hepatit A virüsü oral-fekal yolla, kişiler arası temasla ya da virüsbulaşmış su veya besinlerin alınmasıyla bulaşır. Virüs vücuda ağız yoluyla,özellikle yiyecek ve içeceklerle girer.
Hepatit A lı olgular hastalanmadan iki hafta önce ve iyileştikten bir haftasonrasına kadar hastalığı bulaştırırlar. Belirti göstermeden hastalığı geçirençocuklar da, hastalığın yayılmasında sessiz birer kaynak oluştururlar.
Kimler risk altındadır?
Hepatit A, en sık sağlık koşullarının kötü olduğu aşırı kalabalıkortamlarda yaşayan kişiler arasında görülür, ancak herkes bu hastalığayakalanabilir ve hastalığı diğer kişilere taşıyabilirler. Dolayısıyla Hepatit Adünya çapında bir problemdir. Salgınlar her yerde oluşabilir. Çocuklarınhijyenik tedbirleri çok iyi bilmemeleri nedeniyle enfeksiyon en yüksek görülmesıklığına çocuklarda ulaşır. Hepatit A, kreş, anaokulu ve okullarda kolaycayayılır.
Aileme nasıl yardımcı olabilirim?
Hastalıktan korunma, ellerin sık sık yıkanması, kontamine olma olasılığıbulunan besinlerin pişirilmesi, suların kaynatılması gibi primer hijyenikönlemleri içerir. Hijyen ve sağlık kurallarına uyulması, bulaşma riskiniazaltabilir, ancak tamamen engelleyemez. Bugün Hepatit A hastalığından tamkorunmanın en etkili yolu, aşılanmadır.
Hepatit A ya karşı neden aşılanmalıyız?
Hepatit A hastalığını geçirmemiş kişilerin korunması için çok önemlinedenler vardır,
Hepatit A karaciğeri etkileyen yaygın bir hastalıktır.
Hastalık, hijyen ve sağlık koşullarının kötü olduğu ortamlarda kolayca yayılır.
Küçük çocuklar bulaşma açısından daha yüksek risk altındadır.
Hastalığa yakalanan bir erişkin, yaklaşık bir ay süreyle işe gidemez; tam olarak iyileşmesi 6 ayı bulabilir.
Hepatit A ya özel bir tedavi yoktur. Vakaların 1/1000 i ölümcül olabilir.
Aşıların etkinliği ve güvenirliği kanıtlanmıştır.
Aşılanma hızlı ve uzun süreli korunma sağlar.
Sadece hastalığı geçirmiş veya aşılanmış kişiler bağışıktır.
Kimler aşılanmalıdır?
Hastalığın bulaşmariski çocuklarda en yüksek düzeydedir ve bağışık olma olasılıkları en azdır. Onedenle küçük çocuklar aşılanmada öncelikli konumdadır.
Hepatit A açısından risk taşıyan, aşağıdaki gruplarda yer alan erişkinlerin deaşılanması gerekir:
Hepatit A nın sık görüldüğü bölgelerde yaşayan bireyler
Kreş, yuva veya okula giden çocukları olan aileler ve bu kuruluşlardaki personel
Gıda işinde çalışanlar
Sağlık çalışanları
Askeri personel
Seyahat edenler
Kronik Hepatit B,C veya diğer kronik karaciğer hastalığı bulunan kişiler
Bakımevlerinde kalan kişiler ve bakıcıları
Aşılanma ne zamanyapılmalıdır?
Aşılama, 1yaşından itibaren her zaman yapılabilir. Aşılama, 6-12 ay ara ile uygulanmaküzere toplam 2 dozdan oluşmalıdır. Özellikle küçük çocukları okula veya kreş, yuva, anaokuluna başlamadan önceaşılamak gerekir.
SU ÇİÇEĞİ
Su çiçeği döküntü ile karakterize,ciltte kalıcı sorunlar yaratan ve izlerbırakan bulaşıcı viral bir hastalıktır. Su çiçeği genellikle hafif seyirli bir hastalık olmakla birlikte hem erişkinlerhem de çocuklarda aşağıdaki komplikasyonlara yol açabilir :
- Ciltte bozukluk ve izlere yol açan süperenfeksiyonlar ( Özellikle yüzdeoluştuğunda rahatsız edici olan kalıcı bozukluk ve izler).
- Hastanede tedavi gerektiren zatürre, ensefalit.
- Bazı vakalarda ölümler.
Su Çiçeği nasılbulaşır?
- İnsandan insanasoluma, öksürme ve hapşırma yoluyla.
- Su çiçeği döküntüleri çok bulaşıcı olduğu için hastayla doğrudan temas yoluyla.
- Çocukların kreş, okul, vb. toplu bulundukları ortamlarda bulaşma çokhızlıdır.
Su çiçeği ne zaman bulaşır?
Döküntülerin ortayaçıkışından 2 gün önce ve 4-5 gün sonrasına kadar hastalık bulaşıcı durumdadır.Döküntülerin görülmesinden 2 gün öncesine kadarkarakteristik klinik belirtilergörülmediğinden su çiçeğinin bulaşması kolay ve sinsi bir süreç izler.
Su çiçeğininbelirtileri nelerdir?
Su çiçeği belirtileri,hasta ile temastan 14 ile 16 gün sonra ortaya çıkmaya başlar. Döküntüden 1-2gün önce baş ağrısı, ateş, karın ağrısıve halsizlik görülür. Kızarıklıklar kafaderisi, yüz ve gövdenin üst kısımlarından başlayıp daha sonra kol ve bacaklarayayılır.
Su çiçeğine karşıkorunmanın yolu nedir?
Su çiçeği ndenkorunmanın yolu su çiçeği aşısı olmaktır. Aşılama, çocuk ya da erişkinlerin buhastalığa karşı korunmasında son derece etkin ve güvenilir bir yoldur.
Su çiçeği aşısı hakkında bilinmesi gerekenler:
Su çiçeği aşısı, etkin bir bağışıklık ve aşılanmış kişilere uzun süreli korumasağlamaktadır. Güvenilir ve iyi tolere edildiği kanıtlanmış olan bu aşı 12aylıktan başlamak üzere her yaştaki insana uygulanabilir. 12 ay – 13 yaş arasıçocuklarda tek doz olarak uygulanır. 13 yaşından büyük çocuklarda ve erişkinlerde en az 1 ay ara ile 2 doz uygulanmalıdır.
Aşılanmanın avantajları nelerdir?
Hastalığın geçirilmesiengellenerek: Yara izleri, süperenfeksiyon gibi cilt bozuklukları yanındahayati tehlike yaratabilen diğer komplikasyon risklerini ortadan kaldırmak, Karantina, okula devamsızlık ve işgücü kayıplarını önlemek, Su çiçeği geçirmemiş çocukları, doğurganlık çağındaki kadınları ya da çocuksahibi anne ve babaları korumak.
PNÖMONİ (ZATÜRRE)
Pnömokok adlı bir bakteri tarafından oluşturulan zatürre,birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de bir hala sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. Bumikrop,damlacık enfeksiyonu şeklinde aksırık ve hapşırıkla hasta insanlardan sağlam kişi ve çocuklara bulaşmakta ve öncelikle akciğerlere yerleşmekte vezatürreeye neden olmaktadır. Hastalık yüksek ateş,öksürük,halsizlik ve solunumyetmezliği oluşturmakta ve bundan da öte vücuda giren mikrobun kan yoluylayayılması sonucunda menenjite neden olabilmektedir. Etkin tedavi edilemeyenbebekler ve çocuklar bu hastalık nedeniyle hayatlarını kaybedebilmektedir.Özellikle yetişkinlerde görülen menenjitlerin % 60-70 nedeni pnömokok adıverilen bu mikroptur. Son zamanlarda oldukça artan bilinçsiz ve doktor kontrolsüz antibiyotik kullanımı bu mikrobun ilaçlara karşı direncini arttırmış ve sonuçta bir çok antibiyotik bu mikroba karşı etkisiz kalmıştır. Bu nedenlepnömokokların meydana getirdiği zatürre ve mikroba bağlı beyin iltihaplarından korunmada tek ve en güvenilir yol kişilerin aşılanmasıdır.
Pnömokok aşısı:
Pnömokok aşıları, buhastalığı meydana getiren başlıca mikropların etkisiz hale getirilmesi ile hazırlanan karma aşılardır. Pnömokok aşıları, konjüge (PCV) ve polisakkarid(PPV) olmak üzere 2 çeşittir. PCV, 2 aylıktan itibaren uygulanabilen ve 2-4-6.aylarda 3 doz ve 12-15. aylar arasında uygulanan tekrar doz olmak üzere toplam4 doz uygulanmalıdır. PCV aşısı, çocuklarda hastalığa en çok neden olan 7pnömokok tipine karşı koruma sağlamaktadır. PPV, 2 yaşından itibarenuygulanabilen ve tek doz uygulanması önerilen bir aşıdır. Çocuklarda ve erişkinlerde hastalığa en çok neden olan 23 pnömokok tipine karşı korumasağlamaktadır, bu tipler % 95 sıklıkla görülen mikrop tipleridir. PPV,özellikle pnömokokların neden olduğu hastalıklara karşı risk altında olan,özellikle dalağı alınmış ya da bağışıklık sistemi baskılanmış kişilere önerilmektedir.
GRİP
Grip hastalığı genellikle sonbahar ve kış aylarında sıklıkla görülen ancakhalkımız tarafından pek önemsenmeyen bir hastalıktır. Damlacık enfeksiyonuyoluyla hasta ve taşıyıcı insanlardan sağlam insanlara bulaşan bu mikrop, çokkısa süre içerisinde akciğerlere yerleşmekte ve ağır tablolara nedenolmaktadır.
Yüksek ateş, öksürük,bitkinlik, eklem ve baş ağrıları şeklinde kendisini gösteren bu hastalığınbilinen bir etkin tedavisi yoktur. C vitamini, iyi beslenme ve soğuktankorunmanın hastalık tedavisinde ve korunmasında yeri yoktur. Başta astımlıçocuklar olmak üzere kronik akciğer, kalp, böbrek hastalığı olanlar ile şekerhastası olan çocuk ve erişkinlerin bu hastalıktan mutlaka korunmalarıgerekmektedir. Akciğerlerde harabiyete ve vücudun savunma sistemlerindeyetersizliğe neden olan bu virüs, daha sonra vücuda yerleşecek diğer mikroplarazemin hazırlamakta ve hastalar bu nedenle risk altında kalmaktadır. Hastalığınkendisi ya da eklenen diğer fırsatçı mikropları oluşturduğu enfeksiyonlar nedeniyle vücut bitap düşmekte ve başka bir kronik hastalığı olan çocuk veerişkinler maalesef kaybedilebilmektedir. Hastalığın bir başka özelliği de,hastalanan kişilerin mutlaka kesin yatak istirahatine gereksinim duymalarınedeniyle işe ve okula devamsızlık nedenleri arasında birinci sırayı almasıdır.Tedavisi olmayan bu viral hastalıktan ancak aşı ile korunmak mümkündür. Griphastalığının tüm topluma yayılmasında en önemli etken olan okul, işyeri, kreş,kışla gibi toplu yaşam yerlerinde bulunan kişilerin mutlaka aşılanması önerilmektedir.
Grip aşısı:
Grip virüsükendini sürekli olarak değiştirebilen bir virüstür. Grip virüsü hemen hersene değiştiği için gribe karşı kalıcı bağışıklık gelişemez ve tekrar tekrar grip geçirebiliriz. Sürekli değişen virüs Dünya Sağlık Örgütü tarafındanyakından takip edilir ve Dünya Sağlık Örgütü her yıl salgın yapması beklenen virüsleri tespit ederek gelecek yıl hastalık yapacak olanvirüslere karşı hazırlanan özel aşıları önermektedir. Aşı her yıl yenilenmekte ve o yıl salgın yapması beklenen grip tiplerini içermektedir. Grip aşılarının çeşitli tipleri vardır. Ancak özellikle çocuklarda hemen hemen hiçbir ciddi yan etkisi olmayan split (ayrıştırılmış-parçalanmış) aşıkullanılmalıdır. Risk altında olan bireylerin ve okul çocuklarının özellikleaşılanması gereklidir. Grip aşısı kullanımında yaş gruplarına göre bazıfarklılıklar vardır:
6ay-3 yaş arası çocuklarda : ilkkez yapılıyorsa : Bir ay ara ile 2 yarım doz uygulanır. Daha önce grip aşısıile aşılanmış çocuklarda :1 yarım doz yapılır.
3-9 yaş arası çocuklarda :ilk kez yapılıyorsa :bir ay ara ile 2 tam doz uygulanır. Daha önce grip aşısıile aşılanmış çocuklarda :1 tam doz yapılır.
10 yaş üstü erişkin ve çocuklara ilk kez uygulanacaksa bile her yıl tek doz uygulanmaktadır.
VEREM (TÜBERKÜLOZ)
Tüberküloz ya da halkarasında verem (ince hastalık) olarak bilinen ve her yaşta görülen buhastalığın, ağır ve ciddi sonuçları olabilmektedir. Damlacık enfeksiyonuşeklinde solunum yoluyla giren mikrop, akciğerlere yerleşmekte ve oradan dabeyin zarına, kemik iliğine ve lenf bezlerine yayılabilmektedir. Bu durumözellikle çocuklarda ölüme kadar gidebilen çok ağır tablolar oluşturmaktadır.Tedavisinin çok uzun süreli olması ve bir çok ilacın bir arada kullanılmasınıngerekliliği ise hastalığın bir başka yönüdür. Verem hastalığı, iyileşmesonrasında bile yaşam boyu süren solunum sistemi bozuklukları, zeka geriliği vesakatlıklar gibi çok önemli kalıcı hasarlara neden olabilmektedir.
Verem aşısı ( BCG)
Verem aşısı ( BCG) doğumdan sonra 3. ay içerisinde tek doz şeklinde uygulanmalıdır. Daha sonra,ilkokul 1. ve 5. sınıflar ile Lise 3. sınıflarda BCG aşısı hatırlatma (rapel ) dozu yapılmalıdır. Aşı omuz bölgesinden cilt içine özel bir iğne ileuygulanmaktadır. Aşı yerinde 2-4 hafta sonra hafif bir yara oluşmakta ve bu yara kendiliğinden iyileşmektedir. Bu durum genellikle tedavi gerektirmemektedir, ancak bir hekimin tavsiyesinin alınmasında fayda vardır.
Incoming search terms:
Asi Takvimi
21/07/09

Aşı Takvimi
- Hepatit B (1) : doğumdan sonraki bir haftada
- Hepatit B (2) : 1 aylıkken
- DBT+Polio+HIB (1) : 2 aylıkken
- BCG (1) : 3 aylıkken
- DBT+Polio+HIB (2) : 4 aylıkken
- DBT+Polio+HIB (3)+Hepatit B (3) : 5 aylıkken
- Kızamık : 9 aylıkken
- MMR (1) : 15 aylıkken
- DBT+Polio+HIB (4) : 18 aylıkken
- Su çiçeği (tek doz) : 15 aydan sonraki zamanda
- Hepatit A aşısı (1)+(2) (birer yıl arayla) : 2 yaşından sonra
- MMR (1)+ DBT+Polio+HIB (5) : 4-5 yaş arası
- DBT+Polio+BCG (2)-”PPD kontrolü yapılmalıdır” : 6-7 yaşında
- DBT+Polio-”Difterinin “ufak” dozu uygulanır” : 11 yaşında
- Tetanoz: 15 -16 yaşında
Kısaltmalar :
DBT : Difteri, Boğmaca, Tetanoz
HIB : Hemofilus Influenza B
Polio : Çocuk Felci
BCG : Tüberküloz aşısı
MMR : Mumps (kabakulak), Measles (Kızamık), Rubella (Kızamıkçık)
Incoming search terms:
- hemofilus influenza b zararları
- KIZAMIK
- aşı takvimi 2009
- asi zamanlari
Newer Posts »