<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlıklı Bir Yaşam &#187; Kanser</title>
	<atom:link href="http://www.sagliklibiryasam.com/category/saglik/kanser/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sagliklibiryasam.com</link>
	<description>Sağlıklı Bir Yaşam</description>
	<lastBuildDate>Mon, 18 Jul 2011 10:39:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Mide kanserini engelleyici protein bulundu</title>
		<link>http://www.sagliklibiryasam.com/mide-kanserini-engelleyici-protein-bulundu</link>
		<comments>http://www.sagliklibiryasam.com/mide-kanserini-engelleyici-protein-bulundu#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Jun 2011 16:01:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[bulundu]]></category>
		<category><![CDATA[engelleyici]]></category>
		<category><![CDATA[kanserini]]></category>
		<category><![CDATA[Mide]]></category>
		<category><![CDATA[Mide kanserini engelleyici protein bulundu]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklibiryasam.com/mide-kanserini-engelleyici-protein-bulundu</guid>
		<description><![CDATA[TAİPEİ (CİHAN)- Güney Koreli araştırmacılar, mide kanserinin büyümesini engelleyici doğal bir protein keşfetti. Bilim adamları proteinin mide kanseri tedavisinde yeni bir çığır açabileceğine işaret ediyor. Güney Kore Yonhap Haber Ajansı&#8217;nın haberine göre, Kore Katolik Üniversitesi’nde patoloji profesörü Park Sang-won liderliğindeki bilim adamları, GKN1 adlı proteinin, midedeki tümörün büyümesini engellediğini açıkladı. Midede bulunan &#8216;Gastrik&#8217; tümörünün GKN1 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TAİPEİ (CİHAN)- Güney Koreli araştırmacılar, <a href="http://www.sagliklibiryasam.com/tag/mide" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Mide">mide</a> kanserinin büyümesini <a href="http://www.sagliklibiryasam.com/tag/engelleyici" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with engelleyici">engelleyici</a> doğal bir <a href="http://www.sagliklibiryasam.com/tag/protein" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with protein">protein</a> keşfetti.<span id="more-1268"></span> Bilim adamları proteinin mide kanseri tedavisinde yeni bir çığır açabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Güney Kore Yonhap Haber Ajansı&#8217;nın haberine göre, Kore Katolik Üniversitesi’nde patoloji profesörü Park Sang-won liderliğindeki bilim adamları, GKN1 adlı proteinin, midedeki tümörün büyümesini engellediğini açıkladı. Midede bulunan &#8216;Gastrik&#8217; tümörünün GKN1 proteinini azalttığına dikkat çeken Park, “Gastrik tümörü vücuttaki GKN1 proteinini azaltıyor. GKN1 proteinin arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılabilir. Özellikle midedeki protein düzeyi kontrol edilerek, kanser başlangıcı teşhis edilebilir. Böylece bu ölümcül hastalıkta tedavi şansı artar.” dedi. </p>
<p>Mide kanserli 40 hastadan alınan kanser hücreleriyle yapılan araştırmada, proteinler ile kanser üzerinde doğrudan bir ilişki ortaya çıktı. Kanser yayıldıkça midedeki Gastrokine 1 (GKN1) adlı protein azalıyor. CİHAN</p>
<div name="googleone_share_1" style="position:relative;z-index:5;float: right; margin-left: 10px;"><g:plusone size="standard" count="1" href="http://www.sagliklibiryasam.com/mide-kanserini-engelleyici-protein-bulundu">{lang: 'tr'}</g:plusone></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklibiryasam.com/mide-kanserini-engelleyici-protein-bulundu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanserin genel olarak tedavisi</title>
		<link>http://www.sagliklibiryasam.com/kanserin-genel-olarak-tedavisi</link>
		<comments>http://www.sagliklibiryasam.com/kanserin-genel-olarak-tedavisi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2010 18:15:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>saglik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Kanserin genel olarak tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kemoterapinin yan etkileri ne zaman başlar]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı bir yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklibiryasam.com/kanserin-genel-olarak-tedavisi</guid>
		<description><![CDATA[Kanser tanısı kesinleştirildikten ve gerekli tüm diğer araştırmalar tamamlandıktan sonra doktor hastaya bir sonraki adım konusunda önerilerde bulunur. Genellikle bu görüşmede kanser te­davileri öncelikli yer tutsa da, sağlık bakımına yönelik genel planlamada fiziksel belirtilerin, psikolojik olarak sağlıklı olmanın, aile ve diğer sosyal koşulların da dikkate alınması önem taşır. Kanserde üç ana tedavi türü var­dır: ameliyat, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="bs_image" src="" title="Kanserin genel olarak tedavisi" alt=" Kanserin genel olarak tedavisi" />
<p class="bs_video">
<p>Kanser tanısı kesinleştirildikten ve gerekli tüm diğer araştırmalar tamamlandıktan sonra doktor hastaya bir sonraki adım konusunda önerilerde bulunur. Genellikle bu görüşmede kanser te­davileri öncelikli yer tutsa da, <a href="http://www.sagliklibiryasam.com/tag/saglik" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sağlık">sağlık</a> bakımına yönelik genel planlamada fiziksel belirtilerin, psikolojik olarak sağlıklı olmanın, aile ve diğer sosyal koşulların da dikkate alınması önem taşır.</p>
<p>Kanserde üç ana tedavi türü var­dır: ameliyat, radyoterapi ve ilaçlar. Genel olarak kanseri iyileştirmek açı­sından tek başına en etkili tedavi ameliyat olsa da, farklı kanser türle­rinde çok farklı tedaviler uygulanabi­lir. Hem radyoterapi hem de kemoterapi (ilaç tedavisi) çevredeki nor­mal dokulara hasar vermeden, kan­ser hücrelerini parçalayabilmektedir. Ancak bazı kanserler radyoterapiye ya da ilaçlara iyi yanıt vermez ve en iyi tedavi ameliyattır. Bazı kanserle rin ise ameliyatla çıkartılması güç ya da imkânsız olabilir ve bu kanserler başka tedavilere daha iyi yanıt vere­bilir.</p>
<p>Kanser ameliyatla tedavi edilebiliyorsa, genellikle başka bir tedavi seçeneğini düşünmeye değmez. Ancak bazı kanser türlerinde (örn. baş ve boyun bölgesinde ya da serviksteki kanserlerde) radyoterapi eşit ölçüde ve hatta daha da etkili olabilir. Böyle durumlarda şekil bo­zukluğuna yol açmadığı, konuşma ya da yutkunma gibi önemli fonksi­yonları etkilemediği veya yalnızca daha basit olduğu için radyoterapi en iyi seçenek olabilir.</p>
<p>Pek çok hastada tedavilerin bir­likte kullanılması (kombinasyon te­davisi) tamamen iyileşme şansı ve­rir. Bazı hastaların özellikle ameliyat ve yoğun ilaç tedavisi için hastane­ye yatırılması gerekebilir. Ancak pek çok hasta ayakta tedavi edilebilmek­tedir. Hastalar uygulanacak tedavi leri ve neden o tedavilerin önerildi­ğini bilmek ve anlamak ister.</p>
<p><strong>TEDAVİNİN AMACI</strong><br />
Mümkün olan her durumda tedavi­nin amacı kanseri tamamen ortadan kaldırmaktır ve bu şimdi giderek da­ha çok sayıda kişi için gerçekçi bir beklentidir. Bunun bir nedeni kanse­re görece erken evrelerde tanı ko­nulması, bir nedeni de tedavilerdeki gelişmelerdir. Kanser çıkış bölgesiy­le sınırlı kaldıysa, sonuç genellikle mükemmeldir.</p>
<p>Ne var ki, bazı kanserlerin ilk saptandıkları sırada zaten geniş öl­çüde yayılmış olduğu açıkça görü­lürken, yalnızca bir bölgeyi etkilemiş gibi duran bazıları, aslında saptana­mayan mikroskobik metastazlar oluşturarak yayılmıştır. Genellikle bu kanserlerde sonuç daha olumsuz ol­sa da, sayısı giderek artan bir azın­lıkta iyileşme olasılığı vardır. Bunlar arasında Hodgkin hastalığı ve testis tümörleri gibi ilaç tedavisine çok iyi yanıt veren kanser tipleri ve başka kanserlerden mikroskobik olarak ya­yılan ve sıklıkla ilaç tedavilerine kar­şı duyarlı olan meme kanseri gibi kanser tipleri bulunur.</p>
<p>Tamamen iyileştirmeyi hedefle­yen tedavilere genellikle “radikal” adı verilir. Belirtilerin giderilmesini ya da yaşamın uzatılmasını hedefle­yen tedaviler ise “palyatif (hafifleti­ci) olarak tanımlanabilir. Kanser te­davileri genellikle mükemmel hafif leme sağlar. Bu şekilde kullanıldıkla­rında genellikle radikal tedavilere göre daha düşük yoğunlukta uygu­lanır ve bu nedenle hastalar tarafın­dan çok daha iyi tolere edilirler.</p>
<p>Tamamen iyileşme hedeflendi­ğinde, ciddi yan etki riski göze alı­nabilir. Ancak tamamen iyileşme olasılığı yoksa ve yan etkilerin hasta­lığa bağlı belirtiler kadar rahatsız edici olması çok mümkünse, güçlü tedavi uygulamanın pek anlamı yoktur. İşte bu nedenle tedavinin amacı daha başlangıçta açıkça orta­ya konulmalıdır. Öte yandan bir te­davinin palyatif olması, kansere kar­şı güçlü etkide bulunmayacağını göstermez. Gerçekten de, palyatif tedaviler kanserin küçülmesini ve kontrol edilmesini sağlayarak, bazı hastaların yıllar boyunca normal bir yaşam sürmesine olanak tanır.</p>
<p>Kanserde tedavi seçenekleri de­ğerlendirilirken ya da tedavi uygula­nırken, belirtilerin de dikkate alın­ması önem taşır. Tedavi bazı belirti­ler üzerinde yeterince etki göstermeyebilir ya da yavaş etkide bulu­nabilir. Neyse ki, kanser tedavisine ek olarak ve kimi zaman da kanser tedavisi yerine kullanılabilecek ve belirtileri iyileştirmeyi sağlayan baş­ka pek çok yöntem vardır. Genellik­le oldukça basit yöntemlerle başarı sağlanabilse de, bazı hastaların daha fazla yardım ve desteğe gereksinimi olur. Hastanın aile doktoru, hastane­de kanser tedavisinden sorumlu doktorlar ve hemşireler gereksinim duyulan desteği verebilecek kişiler­dir, ancak bazı hastalarda belirtilerin daha uzmanlık gerektiren yöntem­lerle giderilmesi gerekir.</p>
<p>Palyatif tıp alanında uzmanlaşan doktor ve hemşirelerin sayısı gide­rek artmakta ve bu sağlık görevlileri evlerde, hastanelerde ya da bakı­mevlerinde hizmet vermektedir . Son yıllarda pal­yatif tıpta ve bakımevi benzeri ku­rumlardaki hizmetlerde yaşanan önemli gelişmeler, özellikle ileri ev­rede ya da tedavi edilmesi mümkün olmayan kanser vakalarında yaşam kalitesinin büyük ölçüde artmasını sağlamıştır. Ancak palyatif bakımın, bazı tedavi edilebilir kanser vakala­rında da yararlı olabileceği unutul­mamalıdır: rahatsızlık verici inatçı belirtileri olan tüm hastalar, bu belir­tilerin nedeni ne olursa olsun, palya­tif bakım olanağından yararlanabilmelidir.</p>
<p><strong>Doğru Tedavinin Seçilmesi</strong><br />
Tedavinizi planlar ve tartışırken dok­torunuz bunun sizin gereksinimleri­nize en uygun tedavi olduğundan emin olmak ister. Kanserlerin mik­roskop altındaki görünümleri, bo­yutları, yaygınlık dereceleri ve dav­ranışları arasında çok büyük farklılık­lar vardır. Ancak kanser tedavisinde yalnızca kanserin değil, hastanın da dikkate alınması gerekir. Kanserli hastaların hiçbiri fiziksel ya da psikolojik açıdan birbirinin aynı değildir. Hastanın özel sosyal koşulları da önemli olabilir. Tedavi konusunda karar vermeden önce pek çok konu­nun dikkate alınması gerekir.</p>
<p>Yine de pek çok hasta, tedavinin oldukça tek tip olduğu belli sınıflara ayrılabilir. Son yıllarda tedavilerin daha çok standartlaştırılması hoş­nutlukla karşılanmaktadır. Böylelikle hastalara, belli kanser tiplerinde uz­man olanların görüş birliğiyle uygun kabul ettikleri tedavilerin verilmesi güvence altına alınmış olur. Uzman­lar sık sık bir araya gelip son araştır­ma bulgularını tartışarak “fikir birliği geliştirme toplantıları” düzenlemek­tedir. Bunun sonucunda, belirli kan­ser tipleri için en iyi tedavi yaklaşım­larını tanımlamaya çalışan kılavuzlar yayınlanmaktadır; bu kılavuzlar, sağlık bakım kalitesinde istenmeyen farklılıkların ortadan kaldırılmasında önemli rol oynamaktadır.</p>
<p>Tüm kanser tedavilerinde yan et­kiler vardır. Küçük ameliyatların, dü­şük dozlu radyoterapilerin ve her­hangi bir ciddi rahatsızlığa yol açma­yan bazı ilaçların yan etkileri azdır. Radyoterapi ya da kemoterapi kürleri sırasında işe devam edebilir ve nor­mal ya da normale yakın bir yaşam sürdürebilirsiniz. Yelpazenin öbür ucunda ise büyük ameliyatlar, son derece yoğun radyoterapi veya ilaç tedavileri vardır ve bunlar kişilerin hastalanmasına yol açabilir, hatta kü­çük de olsa bir ölüm riski taşıyabilir.</p>
<p>Size önerilen tedavi büyük ölçü­de kanserinizin özelliklerine, konu­muna ve yaygınlığına bağlı olsa da, tek tek hastalarda tedavinin yarata­cağı risk ve potansiyel yararların dik­katle değerlendirilmesi önem taşır. Başka açılardan sağlıklıysanız ve kendinizi güçlü hissediyorsanız iyi­leşme şansını artıran, ancak rahatsız edici yan etkileri olan bir tedaviyi kabul edebilirsiniz. Gerçekten de, son derece ciddi tümörleri bulunan hastaların büyük bir kısmı, yalnızca küçük bir iyileşme şansı yakalamak ya da iyileşme şansını biraz artırmak için, hiç hoş olmayan tedavilere kat­lanmaya hazırdır. Ancak gerçekçi açıdan bakıldığında iyileşme şansı olmayan bazı kanserlerde, palyatif tedavinin olası avantaj ve dezavan­tajlarının dikkate alınması gereke­cektir. Yaşınız ve genel sağlık duru­munuz önemli etmenler olabilir; başka açılardan sağlıklı olan bir has­tanın, görece sağlıksız bir hastayla karşılaştırıldığında tedaviyle baş edebilme olasılığı daha yüksektir.</p>
<p>Şaşırtıcı gibi de görünse, bazı hastalarda en iyi seçenek özel olarak onlarda bulunan kanser tipini hedef­leyen bir tedavi uygulamamaktır. Ki­mi zaman bu seçim var olan tedavi­lerin bazı kanserlerde etkili olmama­sı ya da yarardan çok zarar verecek olmasına dayanır. Başka durumlarda ise, yıllarca çok az büyüyen ya da hiç büyümeyen ve yaşam kalitesi ve süresi üzerinde hemen hiç etkide bulunmayan bir kanser bulunduğun­dan tedavi uygulanmaz.</p>
<p><strong>TEDAVİLERİN BİRLİKTE KULLANILMASI (KOMBİNE EDİLMESİ)</strong><br />
Son yıllarda kanserde daha iyi so­nuçlar alınmasının bir nedeni de fark­lı tedavi türlerinin dikkatli bir biçim­de birlikte kullanılmasıdır. Özellikle, ameliyatla tamamen çıkartılmayan mikroskobik kanser kalıntılarının yok edilmesi amacıyla, ameliyata ek ola­rak ilaç tedavisi ve radyoterapi daha sık kullanılmaktadır. Ameliyatın kan­seri tamamen temizlemeyi başara­maması, ameliyat bölgesinde kanser hücreleri kalmasından ya da metas­tazlardan kaynaklanır. Geri kalan kanser yalnızca mikroskobik boyut-lardaysa, radyoterapi ya da ilaçlarla veya her ikisiyle birlikte tamamen or­tadan kaldırılması olasılığı oldukça yüksektir. Bölgesel bir tedavi olan radyoterapinin etkisi de bölgeseldir; buna karşın, ilaçlar tüm vücudumuz­da etki gösterir. Esas tedavi türünün radyoterapi olduğu bazı kanserlerde, sıklıkla aynı anda uygulanan ilaç te­davisi de yarar sağlar.</p>
<p>Radyoterapi ya da kemoterapinin bu biçimde uygulanmasına “adjuvan” (yardımcı) tedavi adı veril­mektedir. Kimi zaman bu tedavi ameliyattan önce uygulanır ve ba­zen amaç ameliyatı mümkün kılmak ya da kolaylaştırmaktır. Örneğin ol­dukça büyük boyutlu meme tümörü olan kadınlarda cerrahın tüm meme­yi almasına gerek kalmaması için, ameliyat öncesinde tümörü yeterin­ce küçülten ilaçlar verilebilir. Benzer şekilde ameliyat öncesinde bir kür radyoterapi, normal koşullarda ame­liyata uygun olmayan büyük bir rek­tum kanserinin çıkartılması olanağı sağlar.</p>
<p><strong>Kanser Hizmetlerinin Düzenlenmesi</strong><br />
Özellikle ameliyat ya da kemoterapi uygulanacaksa, tedavi, bölgedeki bir hastanenin kanser biriminde ger­çekleştirilebilir. Ancak radyoterapi, daha uzmanlık gerektiren bir ameli­yat ya da yoğun kemoterapi uygula­nacaksa bu girişimleri uygulayabile­cek üniversite hastaneleri ile kanser merkezlerine gitmek gerekir.</p>
<p>Modern radyoterapi için son de­rece pahalı aygıtlar kullanılmakta ve özel eğitimli personel görev yap­maktadır; bu nedenle kanser mer­kezlerinin büyük kasaba ya da kent­lerde toplanması mantıklıdır. Bazı ameliyatlar ve ilaç tedavileri için de aynı ölçüde özel tekniklere ve dene­yime gereksinim vardır. Bu nedenle tedavi için uzak mesafeler katetmek zorunda kalabilirsiniz, ama yine de buna değer. Hastalığınız konusunda uzman birilerinin bakımınızı üstlen­diğini bilmek (özellikle de sizde az rastlanan türde bir kanser varsa) gü­ven vericidir.</p>
<p>Gözetim altında ya da belirli kanserlerin tedavisinde uzmanlaşmış doktorlar tarafından uygulanan te­davilerin daha başarılı olabileceğini düşündüren oldukça sağlam kanıtlar vardır. Günümüzde kanserler için uygulanan ameliyatların çoğu, bu alanda uzmanlaşmış cerrahlar tara­fından yapılmaktadır. Aynı durum kanser hastalarının tedavisinde yer alan ve cerrah olmayan doktorlar ve diğer personel için de geçerlidir.</p>
<p><strong>Hastanedeki uzmanlar</strong><br />
Cerrahların dışında, genellikle aşağı­daki uzman doktorlar da kanserli hastaların tedavisinde görev alır.</p>
<p>•Onkologlar: Kanserde radyotera­pi ya da ilaç tedavisi konusunda uz­manlaşmış olan doktorlardır. Klinik onkologlar hem radyoterapi hem de ilaç tedavileri konusunda uzmanla­şırken, medikal onkologlar yalnızca ilaç tedavisi konusunda uzmandır.<br />
•Hematologlar: Kan hastalıkları ko­nusunda uzman olan ve lösemi, ola­sılıkla da lenfoma ya da miyelom te­davisini üstlenirler.<br />
•Palyatif bakım uzmanı: Özellik­le daha ileri evredeki kanserlerden kaynaklanan belirtilerin kontrol altın­da tutulması konusunda uzmanlaş­mış doktordur.</p>
<p>Genellikle en iyi tedaviye karar vermek için iki ya da daha fazla uz­man birlikte çalışır. Uzmanların her hastayı ayrı ayrı tartışmak için dü­zenli toplantılar yapmaları artık gün­delik bir uygulamadır. Bu “multidisipliner” yaklaşım genellikle farklı uzmanlık dallarından doktorları ve başta uzman hemşireler olmak üze­re diğer sağlık görevlilerini de içerir; böylelikle hastaların genel bakım standardının yüksek olması güvence altına alınır. İdeal koşullarda, kanser nedeniyle ameliyat edilecek çoğu hastada bir onkologdan görüş alın­malıdır. Size önerilmediyse bile, böyle bir talepte bulunabilrsiniz.</p>
<p>Genellikle kanserli hastaların te­davisini yukarıda tanımlanan uz­manlardan bir ya da daha fazlası üstlense de, başka uzmanlar da tedavi­de rol alır.</p>
<p>Patologlar: Dokuları mikroskop altında inceleyerek, kanser tanısını doğrulayan ve sınıflandıran doktor­lardır.<br />
•Radyologlar: Röntgenleri ve ta­rama görüntülemelerini yaptırır ve yorumlar. Kimi zaman, röntgen ya da tarama görüntülemesi sırasında yapılması gereken bazı özel cerrahi biyopsileri ya da tedavileri uygula­yabilir.</p>
<p>Yardımcı görevliler<br />
•Radyoterapi teknisyenleri: Bu<br />
teknisyenler onkologların uygulan­masını istedikleri radyoterapiyi ver­me konusunda özel eğitim almışlar dır. Onkoloji alanında geniş bir eği­tim görürler ve sıklıkla bazı destek­leyici bakım hizmetleri de sunarlar veya düzenlerler.</p>
<p>Bunun dışında tedaviden sonra rehabilitasyon aşamasında fizyotera­pist, meslek terapisti ve diyetisyen gibi başka sağlık çalışanlarıyla da bağlantınız olabilir. Hastanelerdeki tıbbi sosyal yardım görevlileri mad­di olanaksızlık durumunda neler ya­pabileceğiniz ve nereye başvurabi­leceğiniz konusunda size yardımcı olacaktır.</p>
<p><strong>Doktorlarla Iletîşîm</strong><br />
Durumunuzu görüşmek üzere bir doktora gitmek zorunda kaldığınız­da gergin ve kendinize güvensiz olabilirsiniz; ancak dinlemeniz kadar konuşmanız da önemlidir. Ne yazık ki iş yükü nedeniyle uzmanlar hasta­larına istedikleri kadar zaman ayıra­mıyor, bu nedenle elinizdeki zamanı en iyi biçimde kullanmanız gerekir.</p>
<p>Uzmanınız genellikle o anki belir­tiler, genel sağlık durumunuz, geç­mişteki tıbbi öykünüz ve kanser veya tedavisiyle ilgili özel kaygılarınız ko­nusunda bilgi edinmek isteyecektir. Hastalığınızla ilgili psikolojik ve sos­yal kaygılarınızı da dile getirmelisi­niz. Uzmanın sizinle ilgili güncel bil­gilere sahip olabilmesi için, aldığınız ilaçların paketlerini ya da şişelerini yanınızda getirmeniz iyi olur.</p>
<p>Daha önce açıklandığı gibi, tedavize ilişkin kararlar size özgü olacak ve doktorunuz belirli bir öneride bu­lunmadan önce duygularınızı öğren­mek isteyecektir. İlk ya da başlan­gıçtaki görüşmeler büyük önem ta­şır, çünkü bu görüşmelerde testler ve sonuçları, tanı ve tedavi tartışılır. Bu aşamada aklınıza gelen her soru­yu sormalı ve tüm kaygılarınızı açık­lamalısınız. Sormak istediğiniz soru­ları unutmamanız için önceden bir kâğıda da yazabilirsiniz. Doktorunu­zun söylediklerini anlamadığınızda, açıklama istemekten çekinmeyin.<br />
Hastaların ne kadarını bilmek is­tedikleri ve karar verme sürecine ne ölçüde katılmak istedikleri noktasın­da farklılıklar vardır. Bir hasta her­hangi bir ayrıntılı soru sormaksızın açıklamaları ve tedavi konusundaki önerileri güvenle kabul ederken, bir diğeri daha katılımcı olmak ister. Doktorunuz önerilen tedaviyi, başarı olasılığını, olası yan etkileri ile iş ve yaşamınız üzerinde beklenen etkile­ri size açıklamaktan mutluluk duya­caktır.</p>
<p>Bazıları uzun vadede sonucun ne olacağını o sırada öğrenmemeyi ter­cih ederken, bazıları daha baştan ay­rıntılı istatistiksel bilgiler ister. Her hasta farklıdır. Doktorlar bunu bilir ve çoğu, kişisel gereksinimlerinize göre davranmaya çalışır; ama bil­mek istediğiniz şeyleri ve bazen de bilmek istemediklerinizi açıkça orta­ya koymadığınız sürece bunu yapa­mazlar.</p>
<p>Görüşme sırasında bir uzman doktorun söylediği her şeyi aklınız­da tutamayabilirsiniz. Bu nedenle yanınızda bir yakınınızı bulundurma­nız yararlı olabilir; iki hafıza, birden iyidir. Önemli soru ya da kaygıları daha görüşmenin başında dile getir­meniz iyi olur. Bazı hastalar kısa not­lar alma yoluna da gidebilir. Bazı hastalar ise konuşmayı kaydetmek ister; ancak bazı doktorlar bunu do­ğal iletişimi bozan bir etmen olarak algıladıklarından, kayıt için önceden izin almalısınız.</p>
<p><strong>Tedavinin seyrine ilişkin raporların anlaşılması</strong>Tedavinizin gidişini öğrenmek için doktorunuzla görüşüyorsanız, duru­mu tanımlamakta sıkça kullanılan ba­zı sözcükleri bilmenizde yarar vardır.<br />
•Yanıt: “Yanıt” terimi tedavi sıra­sında ya da sonrasında kanserin kü­çülmesini tanımlamak için kullanılır. Bu tanımı kullanabilmek için genel­likle kanserde belirgin küçülme ol­ması gerekir. Vücutta hiç kanser be­lirtisi kalmadıysa buna tam yanıt adı verilir; yanıt kısmi de olabilir.<br />
•Remisyon (gerileme): “Remis-yon” tanımı kanserin büyük oranda azaldığı, aktif görünmediği, ancak tamamen de yok olmadığı durum­larda kullanılır. Remisyon genellikle tedavinin sonucu olsa da, bazı kan­serler kimi zaman kendiliklerinden gerileyebilir.</p>
<p>Yineleme ya da nüks (rekürans, rölaps): Daha önce başarılı biçimde kontrol altına alınmış kanserin yeni­den ortaya çıkmasını tanımlayan te­rimlerdir. Yineleme ilk tümör bölge­sinde olmuşsa “yerel” (lokal), me­tastazlara bağlı ise “uzak” olarak ta­nımlanır. Nükslerden sonra, özellikle iyileşme şansının hâlâ sürdüğü dü­şünülen durumlarda kansere karşı yeniden tedavi uygulanması sıklıkla önerilir, ancak kimi zaman bu yakla­şım hasta için en iyisi değildir. Bu konudaki karar büyük ölçüde hasta­nın özgül koşullarına bağlıdır.</p>
<p><strong>İkinci görüş</strong><br />
Her zaman başka bir uzmandan ikin­ci görüş alma hakkına sahipsiniz. Kanserli hastaların tedavisiyle ilgile­nen uzmanlar, hastanın ikinci bir gö­rüşe niçin gerek duyabileceğini çok iyi anlar ve bu konuda sizi teşvik edebilir. Bazen, özellikle karmaşık ya da güç vakalarda, uzmanın ken­disi ikinci bir görüş alınmasını öne­rebilir.</p>
<p>Özellikle acil tedaviye gerek olan durumlarda, ikinci görüşün kısa sü­rede bildirilmesi önemlidir. İkinci görüşün uygun deneyim ve uzman­lığa sahip olan ve hasta hakkında gerekli tüm bilgilerin iletildiği biri­sinden alınması da önemlidir. Ancak ikinci görüşün birincisinden farklı ol­ması, ikincinin daha iyi olduğu anla­mına gelmez.</p>
<p><strong>Tedavi için onay</strong><br />
Birçok kanser tedavisi türünden ön­ce genellikle hastadan bir onay bel­gesi imzalaması istenir. Bu onay, si­ze tedavinin olası riskleri konusunda gerekli tüm bilgilerin sözlü ya da ya­zılı olarak verilmesini de zorunlu kı­lar. Onay belgelerinin bir amacı has­taların riskleri bilmeden tedaviye başlamasına engel olmak, diğeri de uygun tedaviye rağmen yolunda gitmeyen şeyler olduğunda, hasta­neyi dava edilmekten korumaktır. Hastalar, tüm tıbbi tedavilerin bazı kişilerde yan etkilere yol açabilece­ğini akılda tutmalıdır. Ciddi yan etki oluşma olasılığının genellikle çok düşük olduğunu anlamadan, elinize olası yan etkilerle ilgili bir liste veril­diğinde kaygılanabilirsiniz. Ne var ki, bazı kanser tedavileri diğerlerin­den çok daha güçlüdür ve zarara yol açma olasılıkları daha yüksektir. Bu nedenle bazı hastalarda doktorları­nın yardım ve önerileriyle, tedavinin görece yarar ve risklerinin (risk:yarar oranı) tartışılması iyi olur.</p>
<p>Kanser tedavilerinin büyük bölü­münde bu oran hasta lehinedir; yine de belli koşullarda yarardan çok za­rar verme olasılığı daha yüksek olan bazı tedaviler bulunduğu da kuşku­suzdur. Herhangi bir tedavi için evet demeden önce, olası risk ve yararlar konusunda olabildiğince gerçekçi bilgiler edinmiş olmanız büyük önem taşır.</p></p>
<div name="googleone_share_1" style="position:relative;z-index:5;float: right; margin-left: 10px;"><g:plusone size="standard" count="1" href="http://www.sagliklibiryasam.com/kanserin-genel-olarak-tedavisi">{lang: 'tr'}</g:plusone></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklibiryasam.com/kanserin-genel-olarak-tedavisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kansere çözüm bulundu</title>
		<link>http://www.sagliklibiryasam.com/kansere-cozum-bulundu</link>
		<comments>http://www.sagliklibiryasam.com/kansere-cozum-bulundu#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2010 18:15:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>saglik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Kansere çözüm bulundu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklibiryasam.com/kansere-cozum-bulundu</guid>
		<description><![CDATA[Bu aşıyla ilaç tedavisi ihtiyacı ortadan kalkacak! Deneme aşamasındaki yeni bir kanser aşısı, farelerde meme kanserinin en tehlikesini yok etti. Amerikan “Cancer Research” dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, aşı hücrenin normal büyümesine yardımcı olan HER2 proteininin arttığı en tehlikeli meme kanserini tamamen yok etti. Bu da, aşının bilahare kadınlarda kanser tedavisinde kullanılabileceğini gösterdi. HER2 proteini, meme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="bs_image" src="http://sagliklibiryasam.com/bsfiles/thumb/kansere-cozum-bulundu.jpg" title="Kansere çözüm bulundu" alt="kansere cozum bulundu Kansere çözüm bulundu" />
<p class="bs_video">
<p>Bu aşıyla ilaç tedavisi ihtiyacı ortadan kalkacak!</p>
<p>Deneme aşamasındaki yeni bir kanser aşısı, farelerde meme kanserinin en tehlikesini yok etti.</p>
<p>Amerikan “Cancer Research” dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, aşı hücrenin normal büyümesine yardımcı olan HER2 proteininin arttığı en tehlikeli meme <a href="http://www.sagliklibiryasam.com/tag/kanserini" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kanserini">kanserini</a> tamamen yok etti. Bu da, aşının bilahare kadınlarda kanser tedavisinde kullanılabileceğini gösterdi. HER2 proteini, meme kanserine yakalanan kadınların aşağı yukarı dörtte birinde görülüyor.</p>
<p>Tümörlü hücrelerin tekrar ortaya çıkmasını da önleyen ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi esasına dayanan aşının, sağlıklı kadınlarda da meme kanserinin ortaya çıkmasını önlemek amacıyla kullanılabileceği belirtildi.</p>
<p>Araştırmayı yürüten Mişigan Üniversitesi uzmanlarından Dr. Wei-Zen Wei, aşının bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi esasına dayandığını kaydetti. Wei, “bağışıklık sisteminin, HER2 proteini reseptörlerine karşı çok sert tepki verdiğini gözlemledik. Aşı, bugünkü ilaçlara direnç gösteren tümörlere karşı da işe yaradı” ifadesini kullandı ve aşının, ilaç tedavisi ihtiyacını ortadan kaldırabileceğini vurguladı.</p>
<p>Aşı, HER2 proteinini üreten genlerden ve bir bakteriden alınma inaktif bir DNA molekülüne (plazmid) entegre edilmiş bağışıklık sistemi uyarıcısından oluşuyor. Bu “plazmid” kendini kopyalayarak çoğalma yeteneğine sahip bulunuyor.</p>
<p>Doktor Wei’ye göre, yan etkisi de olmayan aşı, bağışıklık sistemindeki T hücrelerine, kanser hücrelerine nasıl saldırması gerektiğini öğretiyor.</p>
<p>AA</p>
<p>Kaynak: <strong>http://www.haberturk.com/haber.asp?id=97813&#038;cat=220&#038;dt=2008/09/16</strong></p></p>
<div name="googleone_share_1" style="position:relative;z-index:5;float: right; margin-left: 10px;"><g:plusone size="standard" count="1" href="http://www.sagliklibiryasam.com/kansere-cozum-bulundu">{lang: 'tr'}</g:plusone></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklibiryasam.com/kansere-cozum-bulundu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Daha az kanser</title>
		<link>http://www.sagliklibiryasam.com/daha-az-kanser</link>
		<comments>http://www.sagliklibiryasam.com/daha-az-kanser#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2010 18:15:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>saglik</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Daha az kanser]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliklibiryasam.com/daha-az-kanser</guid>
		<description><![CDATA[Kanser endüstriyel ülkelerde ve özellikle Fransa’da ikinci ölüm nedenidir. Son 20 yılda bu durum % 60 oranında artmıştır. Sonuç olarak kanserden ölenlerin oranının Avrupa’da, bütün Avrupa ülkelerinde daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. (Avru­pa 2000 araştırmaları verilerine göre). Bu bilhassa hastalığı daha korku verici bir hale sokmuştur, özellikle Avrupa’da erkeklerde kanser oranının en yüksek olduğu Fransa’da, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="bs_image" src="http://sagliklibiryasam.com/bsfiles/thumb/daha-az-kanser.jpg" title="Daha az kanser" alt="daha az kanser Daha az kanser" />
<p class="bs_video">
<p>Kanser endüstriyel ülkelerde ve özellikle Fransa’da ikinci ölüm nedenidir. Son 20 yılda bu durum % 60 oranında artmıştır. Sonuç olarak kanserden ölenlerin oranının Avrupa’da, bütün Avrupa ülkelerinde daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. (Avru­pa 2000 araştırmaları verilerine göre). Bu bilhassa hastalığı daha korku verici bir hale sokmuştur, özellikle Avrupa’da erkeklerde kanser oranının en yüksek olduğu Fransa’da, Avrupalı toplum­larda kadınlarda dördüncü sırayı alır.</p>
<p>Bütün organlara yayılarak bir yılda 280 bin insana ulaşan kan­ser vakalarının 150 000′i ölümle sonuçlanmaktadır. Günümüzde iki milyon insan kanserle yaşamaktadır, ama kanser uzmanlarına göre bu aşırı sayı birdenbire belirmemiş, bilinçli olarak toplan­mıştır. İçki ve sigara içmeye devam eder ve sanki bu hastalık yokmuş gibi yaşarız. Ciddi hiçbir önlem almadan bu rakamı çev­remizdeki kirliliği düşürmeden kurallara rağmen, milyonlarca si­gara içmeyen insan diğerleri gibi dumana maruz kalır.</p>
<p>Bütün kanserler düzensiz hücrelerin anormal şekilde çoğal­masına dayanır; her biri aniden farklılaşabilir ve özel faktörlerin birleşmesiyle bu durum sonuçlanabilir. Sigara özellikle solu­num yolu kanserlerine yol açmasıyla bilinir, kırmızı et ya da lif eksikliği de bağırsak <a href="http://www.sagliklibiryasam.com/tag/kanserini" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with kanserini">kanserini</a> tetikler.<br />
Bizim amacımız son derece eksiksiz bir liste sunmak değil, ama çok sık görülen bu dört kanser türü yaşamsal <a href="http://www.sagliklibiryasam.com/tag/saglik" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with Sağlık">sağlık</a> bilgile­rimizde çok etkili bir yere sahiptir.</p>
<p><strong>Akciğer kanseri</strong><br />
Sıranın başında yer alır, bu hastalık toplumsal sağlık açısın­dan çok büyük bir problemdir. Bu hastalık erkeklerde ölümün ilk, kadınlarda ise üçüncü sebebi olan bir yere sahiptir. Son 50 yılda görülürlügü % 20 artmıştır, çünkü kadınlar da ne yazık ki giderek daha çok sigara içmektedir. İngiltere ve Amerika Birle­şik Devletleri’nde bronş kanseri kadınlarda ölümün ilk nedeni olan göğüs kanserinin de önündedir… Akciğer kanserinin sıklığı­nı azaltmak için yapılacak en basit şey sigara içmemek (ve tabii ki hemen bırakmak), ama solunum yolları kanseri oluşumunda başka faktörler de yer alır; örneğin meyve ve sebzelerden yok­sun bir beslenme.</p>
<p><strong>Bağırsak kanseri</strong><br />
Üzüntü verici bir şekilde ikinci sı­rayı alır ve Fransa’da her yıl yakla­şık 16 bin insanın ölümüne sebep olur. iki cinste ayrı ayrı düşünüldü­ğünde bu kanser erkeklerde pros­tat ve akciğer kanserinden sonra üçüncü sırayı alır, kadınlarda ise göğüs kanserinden sonra ikinci sı­rayı alır. Belirgin bir şekilde bes­lenmeye bağlı olarak ortaya çıkar ve bugün Okinavva modeli olarak bilinen rejim yardımıyla önlenir. Lifler, folat ve karotenlerle (meyve ve sebzelerde) balıkta (daha az ette ve domuz eti ürünlerinde) yavaş pişirme metodları da korunmak için basit ve çok etkili iyi yöntemlerdir.</p>
<p><strong>Göğüs kanseri</strong><br />
Üçüncü olarak birçok kurbanı olan göğüs kanseri her 11 ka­dından birinde görülür. Her yıl toplamda yaklaşık 42 bin insanın kansere yakalanışının ve bir yılda 11 bin ölümün nedenidir. Ba­zı besinler koruyucu olarak açıklanmakta ve bu besinler Okina-wa rejiminde de bulunmaktadır. Bsunlar tamamen günlük tüke­tilenler arasındadır; soya fasulyesi özellikle isoflavonlar sayesin­de yararlıdır; hormonları kanserden korumada çok etkilidir, (gö­ğüs, prostat) ve su yosunları ve nitelikçe zayıf olan et ve süt ürünleri de aynı etkiyi sağlamaktadır. Çok büyük rol oynayan diğer faktörlerden birisi de fiziksel egsersizdir. Birçokaraştırma gerçek bir etkinliğinin yapılmadığını ortaya koymaktadır. Bilim adamlarının verdikleri bir örneğe göre haftada 3-5 saat yürümek son derece yararlıdır. Bu gerçekten de aşırı değildir. Düne orta­lama bir saat bile düşmemektedir. Egzersiz göğüs kanserinden korur ve diğer yandan yeterli iyileşmeyi hızlandırır. Yapılan di­ğer çalışmalar göstermektedir ki spor yumurtalık kanseri riskini de azaltı. Fiziksel etkinlik yalnızca kalbi korumaz, aynı zamanda kanser riskini de güçlü oranda azaltır; özellikle de kadınlarda…</p>
<p><strong>Prostat kanseri</strong><br />
Her yıl 40 bin erkekten daha fazlası prostat kanserine yakala­nıyor. Fransa’da erkeklerde akciğer kanserinden sonra, bağır­sak kanserinden önce ikinci ölüm nedenidir. 70 yaş üzerinde ya­kalanılan kanserlerden meydana gelen ölümlerde ise ilk sebep-dir. Görülüyor ki beslenme bir kez da Okinawa’lıların hayatları­nı kırtarmaktadır. Örneğin soya, günümüzde beslenme olarak çok zengin bir sebze ve prostat sağlığı açısından inkâr edilemez bir faktördür.”Kanser, alışkanlıklarımıza bağlı olarak tehdit haline gelmiş kötü bir hastalıktır. Bu alışkanlıkların arasında sigara, besinsel değişiklikler, aşırı alkol sayılabilir,” diye belirtiyor David Khayat (Pierre ve Marie Curie Üniversitesi Tıp Profesörü; Pitie Salpetri-ere Hastanesi Kanseroloji Servis Şefi). “Başlıca kanserlerin geli­şiminde genetik özellik zayıf bir etkendir, ama her durumda önemlidir: Bağırsak kanseri için % 35, göğüs kanseri için % 27, prostat kanseri için bu oran % 47′dir. Bu oranlar zarfınfa yapıla­cak pek bir şey yoktur, kanser hastalıkları genlerle taşınırlar. Ba­zı ikizlerin (aynı geni taşıyan) bunun bir hastalık olarak gelişebi­leceğini ve diğer yandan “yaşamsal alışkanlıklarımızla gelişme-diğini”nin kanıtıdır. Claudine Junien (INSERM U 383, Genetik Kromozonlar ve Kanser, Necker Hastanesi).</p>
<p><strong>Ve Okinavva’da</strong><br />
Okinawa’da bir kanserin gelişme riski Avrupalılara oranla çok düşüktür. “Hormonlara bağlı” kanserlerin % 80 dolaylarında daha az görüldüğü söylenilebilir. Göğüs kanseri, prostat kanseri ve rahim kanseri bunların arasında en yaygın olanlardır ve biz­de ne yazık ki sayısız kurbanları vardır. Okinavva yaşam biçimiy­le yaşayanları kesin bir biçimde kanserden korunur.<br />
Kanserin gerçekten çok az olduğu bir dünya düşünün; tanı­dığınız hiçbir insan kanserden acı çekmiyor! Kuşkusuz Okina-wa’dasınız!</p>
<p>Riski Arttıranlar<br />
-Sigara<br />
-Alkol (daha çok içmek kanserin ilerleme riskini arttırır)<br />
-Obezite<br />
-Hava kirliliği (atmosferik, ama aynı zamanda böcek ilaçları, hormonsal kirlilik vb.)<br />
-Uyumsuz beslenme (özellikle meyve ve sebzeden yoksun bir beslenme liflerden, flovonoidler ve vitaminlerden ya da aşı­rı kalori)<br />
-Balıklar ve etler (tuzlanmış)<br />
-Et, balık ve yağlı ızgaralar<br />
-Sedantarite<br />
-Aşırı Hormon tedavileri (hap, klasik menopoz tedavisi vb.)<br />
-Geç gebelik<br />
-Güneş (aşırı)</p>
<p><strong>Önlemeye yardımcılar</strong><br />
-Az kalorili, dengeli, çeşitli sebze olarak zengin (taze ve ku­ru meyveler ve sebzeler, Tam tahıllar<br />
-Fiziksel egzersiz<br />
-İhtiyaç olarak kilo kaybetmek<br />
-Çay (özellikle yeşil çay)<br />
-Soya (ve ürünleri soya ezmesi)<br />
-Su yosunu -Balık<br />
-İyi yağlar (bitkisel yağlar balık yağı)<br />
-Güneş (ölçülü olarak)<br />
-Kaslı ve ince bir vücut (az yağlı)</p></p>
<div name="googleone_share_1" style="position:relative;z-index:5;float: right; margin-left: 10px;"><g:plusone size="standard" count="1" href="http://www.sagliklibiryasam.com/daha-az-kanser">{lang: 'tr'}</g:plusone></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklibiryasam.com/daha-az-kanser/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tütün Aşısı</title>
		<link>http://www.sagliklibiryasam.com/tutun-asisi</link>
		<comments>http://www.sagliklibiryasam.com/tutun-asisi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2008 11:28:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[kiz isimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tütün Aşısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://saglik.forumman.com/?p=104</guid>
		<description><![CDATA[Stanford Üniversitesi’nden Profesör Ronald Levy’nin başkanlığındaki ekip bu aşının yan etki olmadan kanser tedavisine bir çare olabileceğini belirtti. Levy ve ekibi, geliştirilen aşıyı lenf bezi kanserine yakalanan 16 hasta üzerinde denedi. Hiçbirinde yan etki görülmeyen hastaların yüzde 70’inden fazlası da bağışıklık geliştirdi. Sadece tütün bitkisine zarar veren virüse, bir kanser hastasından alınan antikor genleri eklendi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Stanford Üniversitesi’nden Profesör Ronald Levy’nin başkanlığındaki ekip bu aşının yan etki olmadan kanser tedavisine bir çare olabileceğini belirtti.</p>
<p>Levy ve ekibi, geliştirilen aşıyı lenf bezi kanserine yakalanan 16 hasta üzerinde denedi. Hiçbirinde yan etki görülmeyen hastaların yüzde 70’inden fazlası da bağışıklık geliştirdi. Sadece tütün bitkisine zarar veren virüse, bir kanser hastasından alınan antikor genleri eklendi. Bu yeni virüse maruz bırakılan tütün bitkisi, bir <a href="http://www.sagliklibiryasam.com/tag/protein" class="st_tag internal_tag" rel="tag" title="Posts tagged with protein">protein</a> fabrikası gibi çalışmaya başladı. Bağışıklık sisteminin kansere karşı uyarılması fikrinden yola çıktılarını söyleyen Levy, “Bağışıklık sistemi harekete geçtiğinde kansere saldırıp onu öldürebileceğini biliyoruz” diye konuştu. Bağışıklığın uyarılmasının kanser hastalarının tamamen iyileşmesi için yeterli olup olmadığının henüz kesin olarak bilinmediğini belirten araştırmacılar yine de bir gün bu tekniğin özellikle ağır bazı kanserlerin iyileştirilmesini sağlayacağını umuyor.</p>
<p>Böylece kansere karşı bitki esaslı bir aşı insanlar üzerinde ilk kez denendi. Bu aşının önemli yanlarından biri de hızlı geliştirilebilmesi ve fiyatının çok pahalı olmaması. Protein elde etmek için hayvanların kullanıldığı sürecin aylar alabildiğini belirten Profesör Levy, bitkileri işlemenin çok masraflı olmadığını söyledi. Levy, “Tütün bitkilerinin nasıl yetiştirildiğini çok iyi biliyoruz. Bir hafta sonra protein elde edebiliyoruz. Bu kadar hızlı” diye konuştu.</p>
<p>Araştırma, Amerikan Ulusal Bilimler Akademisinin (PNAS) dergisinde yayımlandı.</p>
<div name="googleone_share_1" style="position:relative;z-index:5;float: right; margin-left: 10px;"><g:plusone size="standard" count="1" href="http://www.sagliklibiryasam.com/tutun-asisi">{lang: 'tr'}</g:plusone></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliklibiryasam.com/tutun-asisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

