Kategoriler
- Ağız ve Diş Sağlığı
- Alternatif Tedavi
- Anne Çocuk
- Astroloji
- Bağımlılıklar
- Bebek ve Çocuk
- Beslenme
- Bulaşıcı Hastalıklar
- Cilt Hastalıkları
- Cilt Sağlığı
- Cilt Sorunları
- Cinsel Sağlık
- Cinsel Yaşam
- Çocuk Sağlığı
- Dahiliye
- Diş Sağlığı
- Diyetler
- Düsük
- Egzersiz
- Erkek İsimleri
- Estetik
- Evlilik
- Fizik Tedavi
- Galeri
- Gebelik
- Gebelik ve Cinsellik
- Genel
- Genel Bilgiler
- Genel ve Estetik Cerrahi
- Göğüs Hastalıkları
- Göz Hastalıkları
- Güzellik
- Hafta Hafta Gebelik (Hamilelik)
- Hamilelik-Gebelik
- Hastalıklar
- Kadın
- Kadın Sağlığı
- Kanser
- Kategorilenmemiş
- Kulak Burun Boğaz
- Ortopedi
- Psikolojik Sağlık
- Ruh Sağlığı
- Sağlık
- Saglık Haberleri
- Sağlık Konuları
- Saglık Makaleleri
- Sağlıklı Yaşam
- Sağlıklı Yaşam
- Sağlıklı Yemekler
- Şifalı Bitkiler
- Sigaranın Zararları
- Tedaviler
- Tüp Bebek
- Vitaminler
- Yemek Tarifleri
Bağlantılar
Listeler
Dişlerin bilinmeyen düşmanı: Asit erozyonu
İSTANBUL – İstanbul Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Diş Hastalıkları ve Tedavisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Taner Yücel, ağız ve diş sağlığını tehdit eden önemli hastalıkların başında gelen diş çürüklerinin, özellikle gelişmiş batı ülkelerinde alınan koruyucu sağlık tedbirleriyle ciddi oranda azaldığını, asit erozyonu vakalarının ise arttığını söyledi.
Asitli yiyecek ve içeceklerin yol açtığı ve diş sert dokularında görülen aşınmalar olarak tanımlanan asit erozyonunun, diş çürüğü ile beraber yüzyılın en önemli diş sağlığı sorunu olduğunu dile getiren Prof. Dr. Taner Yücel, “Bunun yanı sıra mide rahatsızlıklarına bağlı olarak meydana gelen reflü sonucu veya efervesanlı ilaç ve vitaminlerin yoğun kullanılması veya ağızda emilerek kullanılan çeşitli pastiller sonucu ağız pH’sı düşerek, diş sert dokularında erozyon meydana gelebilir” dedi.
Prof. Dr. Yücel, her yaşta görülebilen asit erozyonunun, “asitli yiyecek ve içeceklerin dişle teması sonucu diş minesinin yüzeyinin geçici olarak yumuşaması ile ortaya çıktığını” dile getirerek, “Zamanla, bu asidik yumuşama, önemli bir aşınmaya ve dolayısıyla da diş minesinin kalınlığının azalmasına yol açabiliyor. Bu da sonuç olarak diş hassasiyetinin artmasına ve daha sonra da dişin dokusu, şekli ve görünümünde değişime neden oluyor” diye konuştu.
İlgili konular
Yorum Yapılmamış »
Henüz yorum yapılmamış.
Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URL
