Agiz kokusu hastalik habercisi Ağız kokusu hastalık habercisi!

İnsanları oldukça rahatsız eden ve önemsenmiyor gibi görünse de büyük bir sorun olan , hastalık habercisi…

Birçok insan sabah ilk uyandığında az da olsa ağız kokusu sorunu yaşıyor; bunun nedeni ağzı temizleyen normal fizyolojik mekanizmaların uyurken etkin olmamasıdır. Kısa süreli ağız kokusu önemli bir durum olmamakla birlikte ağızda veya boğazdaki bir sorunla ilgili olabilir. Bazı durumlarda ise, sürekli ve içten gelen ağız kokusu vücut sistemlerindeki ciddi hastalıklardan ileri gelebilir.

Ağız kokusu ve ağız kokusuna neden olan bazı hastalıklar:

•    Geçici ağız kokusu kolaylıkla farkedilebilen bir durumdur. Sigara içmek, içki içmek, sarımsak ya da soğan gibi yiyecekleri yemek ağız kokusuna neden olur.
•    Dişlerdeki çürük sorunu ağız kokusunun en yaygın nedenlerindendir. Yetersiz diş temizliği, çürük diş, dişeti iltihabı, ağız ya da boğaz enfeksiyonu diğer etkenlerdir.
•    Sürekli ağız kokusu; öksürme, balgam, ateş ve baş ağrısı gibi belirtiler görülüyorsa sinüzit olasılığı düşünülebilir. Solunum sisteminde ölü salgıların birikmesi ve akciğer hastalıklarından meydana gelen solunum yolu enfeksiyonları da ağız kokusuna neden olabilir.
•    Nefeste tatlı meyve tadında bir aseton kokusu hissiyle birlikte aşırı susuzluk, idrar miktarında artma, zihin karışıklığı gibi belirtiler eşlik ediyorsa şeker hastalığına dikkat! Kontrol edilemeyen 1. Tip şeker hastalığı riski taşıyor olabilirsiniz.
•    Sürekli ağız kokusunun yanı sıra nefeste amonyak kokusu alıyorsanız; iştahsızlık, kilo kaybı, kaşıntı, baş ağrısı, huzursuzluk, hıçkırık, deride morluk, burun kanaması, , mide bulantısı ve kusma, istem dışı kasılmalar, kas seğirmesini içeren sorunlar yaşıyorsanız Kronik Böbrek Yetmezliği düşünülebilir.
•    Sürekli ağız kokusu; nefeste balık ya da küf kokusu olarak tanımlanabilecek bir durum yaşıyorsanız ve bunun yanında aşırı yorgunluk, kilo kaybı, sıvı birikimi, sarılık gibi rahatsızlıklar var ise ya hızla ilerleyen akut bir durumu, ya da bir karaciğer sorunu ile karşı karşıya olabilirsiniz.
Ağzınız size sağlığınız ile ilgili haberler veriyor olabilir. Nefesinizin kokusunu test etmek için, elinizi yalayıp salyanızı koklayın ya da bir yakınınza sorun. Birinin nefesi kötü kokuyor ve siz bunu karşınızdakine söyleyemiyorsanız aslında onun sağlığını tahlikeye atmış olduğunuzu unutmayın.

{lang: 'tr'}

Incoming search terms:

Tabii ki D vitamini! Eksikliğinde vücutta ciddi sorunlarına neden olabilen D vitamini hakkında bilmeniz gereken her şey. (daha fazla…)

{lang: 'tr'}

Incoming search terms:

Yaz mevsimi ve karpuz birbirinden ayrı düşünülemez. (daha fazla…)

{lang: 'tr'}

Londra’daki Queen Mary Üniversitesi ilginç bir araştırmaya imza attı. (daha fazla…)

{lang: 'tr'}

acliga dayanamama seker olabilir Açlığa dayanamama şeker olabilir

Uzmanlar uyardı: Açlığa tahammülsüzlük ve kilo alma gizli şeker hastalığının belirtisi olabilir.

Gizli şeker hastası olanların sık acıktıklarını, acıktıklarında fenalaşma hissi yaşadıklarını, yemeklerini hızlı yediklerini ve yemekten sonra uykusuzluk ve yorgunluk yaşadıklarını belirten Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz, bu belirtiler yanında açlığa tahammülsüzlük ve kilo alma belirtilerinin üzerinde önemle durulması gerektiğine dikkati çekti.

Prof. Dr. Temel Yılmaz, Türkiye’deki 5 milyon şeker hastasından 2,5 milyonunun gizli şeker hastası söyledi. 15-20 yıl süreyle ciddi bir belirti vermeden ilerleyebilen gizli şeker hastalığının ileri aşamada kişinin tip-2 diyabet hastası olmasına neden vurgulayan Yılmaz, şöyle konuştu:
“Gizli şeker hastaları diyabetli olmaya aday kişilerdir. Ama gizli şeker hastalığının erken teşhisi halinde kişinin diyabet hastası olmasının önüne geçilebiliyor ya da kişinin diyabet hastası olması geciktirilebiliyor. Bir başka deyişle gizli şeker hastası olduğunu bilenler, yaşam tarzlarında ve beslenme alışkanlıklarında değişiklikler yaparak tip-2 diyabet hastası olmaktan kendilerini kurtarabiliyor.”

Gizli şeker hastası olanların sık acıktıklarını, acıktıklarında fenalaşma hissi yaşadıklarını, yemeklerini hızlı yediklerini ve yemekten sonra uykusuzluk ve yorgunluk yaşadıklarını belirten Yılmaz, bu belirtiler yanında açlığa tahammülsüzlük ve kilo alma belirtilerinin üzerinde önemle durulması gerektiğine dikkati çekti.

Yılmaz, açlığa tahammül edemeyen ve sık aralıklarla bir şeyler yeme ihtiyacı duyan kişiler için “iştahı yerinde” denildiğini ama bunun kişinin sağlıklı olduğu anlamına gelmediğini vurgulayarak, şunları anlattı:
“Gizli şeker hastalığı vücuttaki insülin hormonu salgısında bozukluğa neden oluyor, bu bozukluk nedeniyle hastanın öğün aralıkları kısalıyor, hasta açlığa dayanamadığı için sık sık bir şeyler yeme ihtiyacı hissediyor. Normal insanlarda öğün aralığı 4.5-5 saat iken gizli şeker hastalarında öğün aralığı 2.5 saate kadar düşebiliyor. Yani kişi iştahının yerinde olması dolayısıyla değil gizli şeker hastası olduğu için açlığa tahammül edemiyor ve sık aralıklarla besleniyor.”

Gizli şeker hastasının aç iken kan şekerin normal düzeyde, tok iken ölçüm yapıldığında ise kan şekerinin normalin üzerinde olduğunu belirten Yılmaz, pek çok gizli şeker hastasının, aç iken yaptırdığı ölçümde kan şekerinin normal çıkması nedeniyle bir sorunu olmadığı yanılgısına düşebildiğini belirtti.

Yılmaz, “Bu kişilerin gizli şeker hastası olduğu genellikle şeker yükleme testi sonrasında ortaya çıkıyor. Bu teşhisin yapılabilmesi halinde gizli şeker hastalığının ilerleyerek kişiyi tip-2 diyabet hastası yapmasının önüne geçilebiliyor ya da aradaki zaman geciktirilebiliyor” diye konuştu.

Yılmaz, yaşam kalitesini düşüren ve ciddi organ kayıplarına neden olan diyabet ile mücadelede gizli şeker hastalığının erken teşhis edilmesinin, erken teşhis için de toplumun diyabet konusunda bilinçlendirilmesinin çok önemli olduğunu kaydetti.

http://www.haberturk.com/haber.asp?id=5078&cat=220&dt=2006/11/07

{lang: 'tr'}

Incoming search terms:

Newer Posts »